nuManaGa.com

Yoksulluk İçimizde

Mustafa Kutlu, Türk öykücülüğü için çok önemli bir isimdir. Zirvedir, zirvededir. Yaşayan bir efsanedir. Bu değerli ismi kitapseverler ve edebiyat erbabı olanlar yakından tanımaktalar. Kitaplarla pek buluşmayanlar ise Uzun Hikaye filmi aracılığıyla başarılı öykücüyle tanıştılar. Bir film yetmez elbette ustayı tanımaya. Mustafa Kutlu’nun derin cümlelerini ve nefis kitaplarını keşfetmek, sindirmek gerek.

Kutlu’nun yazdığı öyküler hayattandır, yürektendir ve dini motiflerle süslenmiştir. Maneviyat sarmalar cümleleri. Hatta kitaplarının kapakları… Kutlu’nun kitaplarının kapakları da anlatılanları destekleyen desenlerden oluşur.

Kutlu okumayan, öykü okudum dememeli. Sır, Bu Böyledir, Uzun Hikaye, Chef… Birbirinden kaliteli öyküler her okuyucunun gözlerine değmeli.

Gelelim Yoksulluk İçimizde adlı kitaba. Yoksulluk İçimizde bir aşk öyküsünden yola çıkılarak maneviyatın öneminin hatırlatılışı. Mal, mülk, para, makam… Önemli midir? Değerli midir? Yoksa değerli olan yürek midir?

Engin fakirlikle boğuşmuştur ve hayatın zorlu taraflarına yüz sürmüştür. Zengin olmak, rahat yaşamak arzusundadır. Süheyla’yı sevmektedir; Süheyla da onu. Fakat bu sevgiyi Engin’in para hırsı bıçaklamıştır. Yürekler ayrılmıştır. Engin paranın hararetine, Süheyla ise maneviyatın tatlı sıcaklığına doğru yol almıştır…

Yoksulluk İçimizde adlı kitapta birbiriyle bağlantılı öyküler yer almakta. Kutlu nefis üslubuyla ördüğü bağlantılı öykülerde ileteceklerini, paylaşacaklarını etkili bir şekilde okurla buluşturuyor. 104 sayfadan meydana geliyor eser. Mustafa Kutlu kitaplarını Dergah basar; bunu artık söylemeye gerek yok.

Mustafa Kutlu’nun diğer kitaplarını düşünürsek, bu eserdeki yoğunluğun daha az olduğunu söyleyebiliriz. Levha başlıklı bölümlere değinmek gerek. Bu bölümler derinlikleriyle dikkat çekiyor. Kıssadan hisseler, öyküleri destekleyen cümleler… Levha adlı bölümler yalın, derin ve etkileyici.

Eserde damar titreten bir konu da var: Kirlenmemiş bir yere hicret mümkün mü? Süheyla Engin’e kirlenmemiş bir yere hicret etmekten bahsediyor, Engin düşünüyor, çocukluğunun geçtiği topraklara yolculuk yapıyor… Ve görüyor: Küçücük mahalleler, tozlu yollar, dut ağaçlı dükkan önleri artık yok. Kirlenmemiş bir yere hicret mümkün mü?

Engin ile Süheyla farklı yollara yürüyen iki karakter. Bu karakterlerle hayattan bir parça koyuyor önümüze Kutlu ve anlıyoruz: Yoksulluk içimizde.

YAZIYI BEĞENDİN Mİ? DURMA PAYLAŞ!
Etiketler: , ,
  1. İlayda Eserman diyor ki:

    Ben daha öğrenciyim ama savcı olmak istiyorum ve kesinlikle bu kitabı okuyacağım :)

Bir Yorum Yazın

Önceki yazıyı okuyun:
Bir Avuç Ateş
Bir Avuç Ateş

  Bir Avuç Ateş, bir aile hikayesini ulaştırıyor bizlere. Zorluklarla mücadele eden bir ailenin katlanan sıkıntıları ve bir dik duruşun...

Kapat