nuManaGa.com

Yeni ve Yakın Çağda Bilimsel,Teknolojik ve Sosyal Alandaki Değişmeler

  Yeni Çağ (1453-1789) İstanbul’un fethinden, Fransız ihtilaline kadar geçen süreci ifade ederken, Yakın Çağ (1789- ? ) ise Fransız ihtilalinden günümüze kadar devam eden süreci ifade eder.

  Yeni Çağ’da Coğrafi Keşifler ve Rönesans dönemi sonrasında oluşan bilimsel birikim 17. ve 18. yüzyıllarda yerini teknolojik gelişimlere bırakmış, sonuç olarak bunlar da toplumsal değişmeye zemin hazırlamıştır.

  Yakın Çağ modern bilimlerin doğduğu dönem olarak Aydınlanma Çağı ve ardından meydana gelen sanayi inkılabı bilimsel gelişmelerin hız kazandığı ve toplumsal dönüşümlerin sık yaşandığı bir dönem olarak karşımıza çıkmaktadır.

RÖNESANS DÖNEMİ’NDE BİLİMSEL, TEKNOLOJİK VE SOSYAL DEĞİŞMELER

  Rönesans deyimi 14. asırda İtalya’da başlayıp diğer Avrupa şehirlerine yayılan bir kültür hareketinin adıdır. Dante Rönesans hareketinin hazırlayıcısıdır. İlk önemli temsilcisi ise Francesko Petrarce’dır. Daha sonra gelen Lorenzo Valfta, Marsillio Ficino, Pico della Mirandola, Pietro Pomponazzi gibi yazarlar yeni anlayışın oluşmasına katkıda bulunmuşlardır.

  Edebiyatta başlayan bu uyanış zamanla diğer alanlara da yayılmıştır. Fracesko Petrarca içinde bulunduğu çağı “kültürel uyanış” dönemi olarak görmüştür. Bu döneme 18. yyda “edebiyatta yenilenme” “felsefeye dönüş” gibi isimler verilmiş, 19. yydan itibaren de “Rönesans” denilmiştir.

  Yenileşmenin çıkış noktası Antikçağ düşüncesi, karşısında olduğu anlayış ise Ortaçağ düşüncesidir. Yeniden doğuş Antikçağ kaynalı olmasına rağmen edebiyat, felsefe, özellikle bilimde Antikçağ’ın dışında, hatta karşısında birtakım sonuçlara ulaşılmıştır. Rönesans bir kültür hareketi olarak başlayıp, Bir çok alanda yeni bir anlayışın ortaya çıkmasıdır.

  Rönesans, insanın kendi üzerine eğildiği, kendini keşfettiği ve hümanist görüşün önem kazandığı bir dönemdir. Ortaçağ’da egemen olan Hıristiyan anlayışı bu dünyanın değerini, insanı öbür dünyaya hazırlayışı ile ölçmüştür. Oysa hümanistler insanın bu dünyadaki yaşamı ile ilgilenmişlerdir. Bütün bunlar insanın kendi üzerine eğilmesine, başka deyişle, insanın kendini keşfetmesine neden olmuştur.

Coğrafi Keşifler:

  • 1454 yılında America Vespuci Kuzey ve Güney Amerika sahillerine ulaşmıştır.
  • 1460 yılında Juan Sebastian del Cano, Magellan’ın öldürülmesiyle yarım kalan dünyanın etrafını dolaşma girişimini tamamlamıştır.
  • 1492 yılında Colombus Amerika kıyılarına ulaşmıştır.
  • 1498 yılında Vasco da Gama Hindistan’a ulaşabilmiştir.

Bu keşifler sadece coğrafya bilgilerini değiştirmekle kalmamış, ticaret hayatında ve sosyal hayatta da değişikliğe yol acmıştır.

Doğa ve Bilgi Felsefesi

   Bu dönemde Yunan felsefe ve bilim anlayışına yeniden dönülmüş ve bu anlayışın daha derinden kavranabilmesi için Yunanca’dan çeviriler yapılmaya başlanmıştır. 
   Bu döneme damgasını vuran etkinlik, doğaya ilişkin doğru ve güvenilir bilgi elde etmek için gerekli olan yöntem arayışıdır. Bu yöntemin araçları olarak gözlem ve deney üzerinde durulmuştur.
  Ayrıca, yeni bir insan ve yeni bir toplum arayışı yönündeki çalışmalar bir varlık olarak insan ve toplumun yeniden sorgulanmasını ve doğadaki yerinin yeniden belirlenmesi sorununu gündeme getirmiştir.

 Francis Bacon 

  Bacon (1561-1626), bilimin önemini ve insanlığın refahı yönünden vaat ettiği olanakları ilk kavrayan düşünürlerden birisidir. Onun asıl ilgisi bilimi anlamak, bilgi edinmenin doğru ve etkili yolunu kesin bir biçimde bulup ortaya çıkarmaktır. Çünkü ona göre, doğanın gizemlerini çözmek ve kanunlarını keşfetmek insanlığın refahı ve ilerlemesi için gereklidir.
   Bacon’a göre, bugüne kadar insanın doğa karşısında çaresiz ve zavallı bir duruma düşmesinin nedeni, ne insan aklının yetersizliği ne de doğanın anlaşılamayacak kadar karmaşık olmasıdır. Neden, yalnızca yanlış bir yöntemin kullanılmasıdır.
  Böylece yöntemin gerekliliğini ve önemini belirledikten sonra Bacon, bunun nasıl oluşturulabileceği üzerinde düşünmeye başlar. Bunun için de öncelikle insanların yanlışa neden ve nasıl düştüklerinin gerekçelerini belirlemeye yönelir.

  Bacon’a göre, insanların yanlışa düşmelerinin nedenleri şunlardır:
  1. Üniversitelerde öğretimin bozulmuş olması: Ona göre, bunun temelinde yatan neden skolastik düşüncenin egemen olmasıdır.

  2. İnsan Aklı: Bacon’a göre, insanların yanılmalarının nedenlerinden
birisi de kendi aklıdır. Çünkü insan aklı çabuk karar vermeye ve genellemeye düşkündür. Bir konu üzerinde biraz durunca yorulur, gereken sabrı gösteremez ve yanlışa düşebilir. Öyleyse doğru bilgi
nasıl elde edilecektir? Bunun için iki şey gereklidir:

 1. Önyargılardan sıyrılmak.

 2. Sağlam bir yöntem uygulamak.

 MATEMATİK

  Bu dönem diğer alanlarda olduğu gibi matematik alanında da yeniden bir uyanışın gerçekleştiği ve özellikle trigonometri ve cebir alanlarında önemli çalışmaların yapıldığı bir dönemdir. Rönesans
matematiği özellikle Raffaello Bombelli, François Viète ve Simon Stevin ile doruk noktasına ulaşmıştır.

ASTRONOMİ

  Bu dönemde en önemli gelişme astronomi alanında olmuştur. Kopernik, Yunan Dönemi’nden beri yürürlükte bulunan Yer Merkezli Evren Kuramı’nın yerine, Güneş Merkezli Evren Kuramı’nı kurmuş ve Yer’in, Güneş’in çevresinde dairesel bir yörünge üzerinde dolanan bir gezegen olduğunu savunmuştur. Böylece, Yer’in evrenin merkezinden kaldırılmasına bağlı olarak insanın evrendeki konumu da yeniden sorgulanmaya başlanmıştır. 
  Tycho Brahe ise Yer’i evrenin merkezinden kaldırmanın doğuracağı bilimsel ve dinsel sakıncaları göz önünde bulundurmuş ve Yer-Güneş Merkezli Evren Kuramı ile Kopernik’e karşı çıkmıştır.

TIP

  Bu dönemde Leonardo da Vinci ve Andreas Vesalius’un yapmış olduğu diseksiyon çalışmaları sonucunda çağdaş anatominin temelleri atılmıştır. Leonardo de Vinci, enjeksiyon tekniğini uygulayarak kalp, mide ve muhtelif damarlar ve kasların yapısını günümüze uygun olarak belirlemeyi başarmıştır.Kalbin bir tulumba gibi çalıştığını söylemiştir. Anatomi çalışmalarını karşılaştırmalı olarak yürütmüştür.İnsanın anatomik yapısı ile muhtelif hayvanların anatomik yapısını karşılaştırmıştır.
   Ayrıca Paracelsus, bütün varlıkların ortak bir temeli olduğu düşüncesinden hareket ederek, canlılar ve cansızların birbirinden farklı olmadıklarını ve temelde yedi öğeden oluştuklarını söylemiştir. Bu nedenle cansızların yapısını açıklarken kullanılan yasa ve ilkelerin, canlıların yapısını açıklarken kullanılan yasa ve ilkelerle özdeş olması gerektiğini savunmuştur. Öyleyse hastalık canlı yapıdaki kimyasal dengenin bozulması, sağlık ise bu dengenin yeniden kurulmasıdır.

TEKNİK

  Bu dönemde bulunan ve kullanılan barut, pusula ve matbaa doğa bilimlerinin gelişimini büyük ölçüde etkilemiştir.
  Rönesans döneminin en büyük gelişmesi hiç kuşkusuz ki 1454 yılında Johann Gutenberg’in matbaayı bulması olmuştur. Bu tekniğin kültürün yayılmasında ve standartlaşmasında büyük bir önem taşıdığı açıktır. Yazma yapıtlar bir çok açıdan özgündür, ama yanlışlara, eklemelere ve çıkarmalara çok açıktır. Baskı teknolojisi ise tek seferde, birbirinin aynı olan yüzlerce kopyayı yayımlamaya ve bir kitabın belli bir sayfasına gönderide bulunmaya olanak tanımıştır.
  Baskı tekniğinin bulunması, aynı dönemlerde, gravür tekniğinin de bulunması ile zenginleşmiştir. Ağaç ve bakır levha oymacılığı, grafik alanında, matbaanın yazı alanında yaptığı katkının tam olarak
aynısını yapmıştır. Sanat ürünleri yaygınlaşmaya ve standartlaşmaya başlamıştır.
  Bu iki buluş yani, baskı ve gravür, bilginin gelişiminde çok büyük bir önem taşımaktadır. Baskı, temel alınabilecek matematiksel ve astronomik tabloların, gravür ise bitkilerin, hayvanların, anatomik ya da cerrahî ayrıntıların ve kimyasal araçların kitaplara resimler biçiminde girmesine olanak sağlamıştır.

Hatice Çetin’e teşekkürler.

YAZIYI BEĞENDİN Mİ? DURMA PAYLAŞ!
Etiketler: , , ,
  1. sinan diyor ki:

    güzel bilgisi için saolsun

Bir Yorum Yazın

Önceki yazıyı okuyun:
Eğitimin Gizil İşlevleri
Eğitimin Gizil İşlevleri

  Eğitim; bireyin davranışlarında kendi yaşantısı yoluyla, kasıtlı olarak istendik değişme meydana getirme sürecidir.   Toplumsal bir kurum olan eğitim, geleneksel...

Kapat