nuManaGa.com

PISA 2009 Sonuçları

  Öğrencilerin akademik başarıları, pek çok ülkede eğitim sisteminin etkililiğinin önemli bir göstergesi olarak kabul edilmektedir. Eğitim sistemine yönelik eksikliklerin belirlenmesi ve gereksinim duyulan alanların geliştirilmesinde kararların çoğu, öğrencilere uygulanan çeşitli ölçme ve değerlendirme çalışmalarından elde edilen bulgulara dayalı olarak verilmektedir. PISA, ülkemizin bu amaçla katıldığı uluslararası bir ölçme ve değerlendirme çalışmasıdır.

PISA 2009 uygulaması ülkemizde Nisan ayı içerisinde yapılmıştır. Uygulamada 170 okuldan 4996 öğrenci yer almıştır. Türkiye’nin geçmiş uygulamalarla karşılaştırmalı sonuçları şu şekildedir:
  PISA OECD ortalaması, tüm uygulamalarda yaklaşık olarak 500 puan civarında gerçekleşmiştir. 2009 uygulaması Okuma becerileri ağırlıklı olarak yapılmıştır. Okuma becerileri alanında 2003 sonuçlarına göre Türkiye ortalaması 441 puan, 2006 yılında 447 ve 2009 yılında ise 464 puan olarak gerçekleşmiştir. Türkiye bu alanda bir önceki uygulamaya göre 17 puanlık bir artış göstermiştir.

  PISA 2009 Matematik Okuryazarlığı alanında Türkiye, 2003 uygulamasında 423 puan, 2006 yılında 424 puan, 2009 yılında ise 445 puan elde etmiştir. Ülkemiz, bu alanda bir önceki uygulamaya göre 21 puanlık bir artış göstermiştir. Matematik performansı OECD ortalamasının altında kalıp da 2009 yılında performanslarını iyileştiren beş ülkeden birisi Türkiye’dir. Diğer dört ülke, Meksika, Yunanistan, Brezilya, Tunus’tur.

  PISA 2009 Fen Okuryazarlığı alanında Türkiye, 2003 uygulamasında 434 puan, 2006 yılında 424 puan, 2009 yılında ise 454 puan elde etmiştir. Ülkemiz, bu alanda bir önceki uygulamaya göre 30 puanlık bir artış göstermiştir.

  Yukarıda ülkemizin eğitim sisteminin içler acısı halini görmekteyiz. Geçmiş yıllara oranla bir artış olduğu kesin fakat yeterli değil. Özellikle okuma hususunda oldukça vahim durumdayız. Okumayı bir beceri değil de ceza olarak görmeye devam ettiğimiz sürece sıralamada hep en altta olacağımıza şüphe yok.

  TEGV’in Okuyorum Oynuyorum adlı projesini uyguladığımı ve uygulamak isteyen arkadaşlara yardımcı olmaya çalıştığımı bilenler vardır. Projeye katılan çocukların okumayı sevmeye başladıklarına, okur olma yolunda ilerlediklerine şahit oluyorum ve bu beni çok mutlu ediyor. MEB bu tarz projeleri ilköğretimde uygulayarak ülkemiz çocuklarının okuma becerilerini geliştirmeye çalışabilir. Bir ders saatinde “Haydi çıkarın kitaplarınızı… Kitap okuyacağız.” demenin, okuma ödevleri vermenin, kitapların özetlerinin çıkartılmasını istemenin hiçbir katkısı olmadığını aksine zararı olduğunu umarım bir gün anlarız.

  Bir sonraki PISA uygulamaları 2012 yılında yapılacak. Umarım önümüzdeki üç yıl boyunca eğitim alanında önemli işlere imza atılır ve geleceğimiz olan çocuklarımıza daha çok önem verilir.

Not: Tablo ve yaptığım kişisel yorum dışındaki tüm cümleler meb.gov.tr adresinden alınmıştır. Yazım yanlışı veya herhangi bir hata varsa sorumlusu ben değilim. 😉
YAZIYI BEĞENDİN Mİ? DURMA PAYLAŞ!
Etiketler: , , , , , , , , , , ,
  1. M Ali Demirtaş diyor ki:

    Ömrü boyunca eğitime hizmet etmiş, edindiği bilgileri uygulamış, uygulatmış, sonuçlarını değerlendirmiş, çalışan öğretmenlere eğitim rehberliği yapmış bir eğitimcinin sözlerini iyi anlamak, uygulamak, ortaya çıkan hataları düzeltmek
    böylece bu yüzyılın eğitim anlayışını özümsemek için deneyimlerden yararlanmak gerekmektedir. M.Ali Demirtaş MEB Başdenetçi

  2. Erden Aktan diyor ki:

    İnsanın eğitiminde önemli olan, kişinin edindiği bilgiyi yaşamında karşılaştığı sorunlarının çözümünde kullanabilme becerisini(öğrenmeyi) kazanmasının ve bunun yaşam biçimine dönüştürülmesinin sağlanmasıdır. Bu da, onun zihinsel etkinlikte bulunabilme becerilerini kazanmasıyla mümkün olacaktır. Ülkemizde uygulanan öğretimde esas alınan,”Gördüğünü tanıma,söyleneni tekrarlama” düzeyindeki hatırlamaya yönelik öğretimdir. Bu nedenle öğretmen dersini sınıf ortamında işlerken,aktardığı bilgiyi kullandırmaya yönelik olmak üzere yaptıracağı etkinliklerle veya yönelteceği sorularla öğrencinin, anlama, uygulama, bütünü analiz edebilme ve bütünü sentezleyebilme düzeylerinde de zihinsel etkinlikte bulunacak şekilde dersini planlamalı ve uygulamalıdır. Ancak o zaman, kişi bilgiyi kendi kendine de edinebilir ve onu sorunlarının çözümünde de kullanabilir. Öğretimimizde eksik olan bunların yapılmamış olmasıdır.

Bir Yorum Yazın

Önceki yazıyı okuyun:
Bu Reklamı Hatırladınız Mı?
Bu Reklamı Hatırladınız Mı?

  Doksanlı yıllar, bir banka reklamı, başrolde küçük bir çocuk var, bu küçük çocuk su satıyor, para kazandıkça işleri büyütüyor,...

Kapat