Binlerce insanımızın kanına giren bir katilin itibar görmesi ne kadar acı. El üstünde tutanlar, paşa yapmak isteyenler derken yeni alınan karar ile ortalık duman oldu. Milliyet’in internet sayfasında yer alan habere göre; Yargıtay Abdullah Öcalan vatansızına “sayın” diye hitap edenlere ceza verilmesi yönündeki içtihatını değiştirdi. Yani Abdullah Öcalan’a “sayın” diyenler artık rahat edecek. Ceza falan yok! Devamını Oku…
Gündemin karışık olması halkımızın işine oldum olası yaramıyor. Medya bir olaya kilitlendiğinde hep zam yani “güncelleme” yapılıyor. Güncellenen her zaman benzin yahut vekil maaşları oluyor. Bir kere de işçinin, memurun, emeklinin maaşına zam yapalım diyen olmadı. Halka kaşığın ucuyla verirken bile kılı kırk yarıyor vekillerimiz. Mesele kendi maaşları olunca nedense birlik ve beraberlik örneği segiliyorlar. Devamını Oku…
Birçok efsaneye, hikayeye konu olmuştur Kız Kulesi. Hangisi doğru bilinmez. Herkesin bildiği ve üzerinde hemfikir olduğu tek konu ise Kız Kulesi’nin güzelliğidir. Kıyıya ok atımlık mesafede, nazlı nazlı İstanbul’u selamlayan Kız Kulesi’nin dillere destan güzelliği görenleri büyülüyor. İstanbul’a tutkun olmak için Kız Kulesi’ni görmek yeterli. Bu güzellikle bir kere göz göze gelirseniz; artık İstanbul’u vatan bellersiniz. Devamını Oku…
Bir devletin bir başka ülkedeki en yetkili ismine büyükelçi denir. Türk Dil Kurumu sözlüğünde böyle diyor. Başka bir ülkede kendi ülkeni temsil etmek gerçekten zor iş. Siyasetin açtığı yaraların, gerdiği ikili ilişkilerin ortasında işini yapmak güç. Hele ülkeni suçlayan bir ülkedeysen sıkıntı daha da fazla. Ülkene hakaretler, suçlamalar savuran bir ülkenin bürokratları ile görüşürken kendine hakim olmak müthiş maharet istiyor. Devamını Oku…
Fransa saçma sapan bir iddiayı kanunlaştırarak Türkiye’yi zan altında bırakmaya çalışıyor. Bizim alnımız açık! Öyle olmasa arşivleri açalım demeyiz. Zerre kadar korkumuz yok! Atalarımız Ermenilere, Fransızlara benzemez; katliam yapmaz! 1915 yılında yaşananlar döneme göre değerlendirilirse gayet haklı sebepler vardır. Ermenilerden özür dileyen Ermeniler, Fransa’nın basiretsiz hareketlerini de onaylayacaktır. Buyursunlar! Devamını Oku…
Zor değişir bizim mantığımız. Birileri canımızı yakmadan ne önlem alırız ne de atak yaparız. Bakın Cezayir’de soykırım yapan Fransa’ya; nasıl da pervasızca atıp tutuyor. Yasa teklifi veriyor, Ermenilerin gazıyla koşuşturuyor, güzel ülkemi suçlamak basiretsizliğine düşüyor… Sarkozy seçim için bunları yapıyor olabilir fakat mesele bizim ne yaptığımız. Ne yapıyoruz? Hala “Yasa geçerse ona göre davranırız.” diyoruz! Devamını Oku…
En iyi blogların seçildiği yarışmalar düzenleniyor ara sıra. Bloglara değer verilmesi gerçekten sevindirici. Bu yarışmalarda halk oylarının yanı sıra jürilerin de katkısı var. Farklı kategorilerde binlerce sitenin yarıştığını düşünürsek jürinin işi gerçekten zor. Jüri üyeleri ünlü ve yoğun kişiler. Ben siteleri derinlemesine incelediklerini düşünmüyorum. Bazı kategorilerdeki seçimlerde problem olması düşüncemi destekliyor. Devamını Oku…
Vekillerimizin makam araçları mükemmel. Hepsi son model, gıcır gıcır, zırhlı, bilmem kaç beygir, renkli camlı… Bu mükemmel araçlara sadece vekillerimiz binmiyor. “Nasıl yani?” demeyin. Haberleri izlerseniz makam araçları ile terörist taşıyan vekiller olduğunu görürsünüz. Bizim paralarımızla alınan makam araçları neler için kullanılıyor? Dokunulmazlık zırhı da giyilince her şey daha kolay oluyor. Vay halimize vay! Devamını Oku…
Kısa filmler ne yazık ki pek önemsenmiyor. Kısa filmlere genellikle fragman muamelesi yapılıyor. Kısa film izleyen bazı bireyler “Bu film ne zaman çıkacak?” gibi cümleler kurarak kısa metrajın ayrı bir kulvar olduğunu bilmediklerini gösteriyorlar. Oysa kısa film apayrı bir dünya. Öyle bir dünya ki bu başlayan vazgeçemiyor. Bir tutku olan kısa metraj önemsenmeli. İyi filmlere giden yol kısa metrajdan geçiyor. Devamını Oku…
“Son yıllarda güçlenen Türk sineması neden savaş sahnelerinin geçtiği filmler çekmiyor?” diye düşünürken Nefes filmi çıktı karşımıza ve başarılı oldu. “Neden tarihe eğilmiyoruz?” şeklinde cümleler kuruyoruz yıllardır. Sağlam bir film bekleyen Türk halkına müjde! Fetih 1453 şubat 2012 tarihinde sinemaseverler ile buluşuyor. Türk sinemasının en pahalı yapımı Fetih 1453, müthiş savaş sahneleri ile dikkat çekiyor. Devamını Oku…