Denizli sınırları içerisinde bulunan ve yılda yaklaşık 2 milyon turistin ziyaret ettiği bir miras Pamukkale. Bembeyaz görüntüsü ile travertenler büyülüyor ziyaret edenleri. Travertenlere gelmeden önce Hierapolis’in kalıntıları karşılaşıyor ziyaretçileri. Önce mezarlar ardından caddeler ve kapılar… Hierapolis’in kalıntıları arasında travertenlere doğru ilerlerken eşi benzeri zor bulunan görüntülere şahit oluyorsunuz ve “Kim bilir o devirlerde nasıldı Pamukkale?” demekten kendinizi alamıyorsunuz. Devamını Oku ->
Karadeniz’in güzel şehirlerinden biridir Samsun. Kendine has birçok özelliği vardır bu güzel şehrin. Peki içlerinde en ayırt edici olan hangisi? Bence konuşmaları. Her yörenin kendine has ağız yapısı vardır. Söyleyişler farklıdır her bölgede. Samsun’da ve Samsunlu dostlarda da böyle bir durum söz konusu. Kimi sözcükleri kendilerine has bir şekilde söylemekteler. En çok bilineni ise Samsun’un plaka kodu olan elli beşi söyleyiş şekilleridir. Elli bir, elli iki, yüz elli… İçinde elli geçiyorsa mutlaka Samsunlu kendine has bir şekilde okur onu. Devamını Oku ->
5 Ocak 1970 yılında Ordulu bir baba ve Ankaralı bir annenin ilk çocuğu olarak Ankara’da dünyaya geldi. Ortaöğrenimini İzmir Özel Türk Koleji’nde tamamladı. 1989 yılında Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’na girdi. Konservatuvar eğitimi sırasında “William Guskill” ile yaratıcı drama üzerine workshop çalışmalarına katıldı. 1993 yılında mezun oldu. 95-96 sezonunda Diyarbakır Devlet Tiyatrosu’nda müdür vekili olarak görev aldı. Halen Ankara Devlet Tiyatrosu’ndaki görevine devam etmektedir. Devamını Oku ->
Ramazan ayının vazgeçilmezleridir davulcular. Sahur vakti güm güm vururlar tokmakları ve uyandırırlar bizleri. Kimileri “Çalar saat var ne gerek davulcuya…” diye düşünse bile bence yaşatılması gereken bir miras. Ramazan ayında davul sesi duymazsam rahat edemem. Eksik kalır bir şeyler. Çoğumuz için öyle olduğunu düşünüyorum. Fakat son yıllarda davulcu ağabeylerde değişiklikler var. Sanki çalmak istemiyor gibiler. En azından yaşadığım şehir için bunları söyleyebilirim. Kısacası eskisi gibi değiller. Devamını Oku ->
Alexa, pagerank, tekil hit, çoğul hit… Günümzde internet sayfaları olan bireylerin bayıldığı ve yüksek tutmak için uğraştığı terimler bunlar. Öyle didiniyor ki site sahipleri anlatamam. Saatlerce bilgisayar başında kalarak bu amaç uğruna zamanlarını heba ediyorlar. Daha da kötüsü kimileri sırf arama motorlarında tepelerde çıksın, çok kişi ziyaret etsin diye sayfalarını çöplüğe dünüştürmekteler. Zaten yeterince kirli olan internet boş yazılarla ve absürt konularla daha da kirleniyor. Devamını Oku ->
Bu toprağın insanı merttir, bazen serttir. Bunların yanında çok da duygusaldır. En sert görüneni bile içinden mırıldanır acıklı bir türkü, ince bir şiir… Kimi de yazar… Bu toprağın suyunu içmiş olan herkes yatkındır söz söylemeye, bir şeyler karalamaya. Geçmiş yıllarda daha çok karalayan ve yazan insan olduğu söylenebilir. İşte o isimlerden biri Ali Ateş. Sene 1954. Kurtlucalı Ali Ateş Pamukkale’deki bulunan antik kentin taşlarına kazımış bir güzel dörtlük. Mest etti beni yazdığı dört mısra. Bence keşfedilmemiş bir yetenek Ali Ateş. Devamını Oku ->
Hayat kolay ağalar! Liseye girmek için sınav, üniversiteye girmek için sınav, işe başlamak için sınav…. Gir babam gir. Önemli değil ki… Sorular kolay. Giriyorsun ve çıkıyorsun, hiç acımıyor. Sınav sonucu açıklanıyor hop atanmışsın, kazanmışsın, yerleşmişsin… Hakkındır sevinmek. Verdiğin emeklerin boşa olmadığını görmüşsündür. Yandaşlık için, yalakalık için çok emek vermek gerek tabi. Verdiğin emekler ve gösterdiğin gayretler seni ileriye taşıyacaktır. Başarılı ve mutlu bir birey olarak geçireceksindir ömrünü. Devamını Oku ->
Yine bir Peyami Safa eseri. Sürükleyici ve etkileyici bir roman Mahşer. Çanakkale’den dönen bir askerin İstanbul’a dönüşünde yaşadığı olaylar ve sıradışı bir aşk. Eser o dönemin İstanbul’una ayna tutuyor. Ülkenin kimlerin elinde olduğunu, bu insanların kan emici olduklarını ve savaşlardan yıpranan bir imparatorluğun can çekişini gözler önüne seriyor Peyami Safa. O dönemin İstanbul’unu ve o dönemde yaşananları Çanakkale Savaşları’ndan dönen, eserin kahramanı Nihad vasıtası ile öğrenme imkanı buluyoruz. Devamını Oku ->