nuManaGa.com

Musa Dağı

Musa Dağı  Dönün etrafınıza bir bakın. Osmanlı’dan kopan her toprakta acı ve kan var. Filistin, Suriye, Irak… Yüzyıllar boyunca adaletli bir şekilde yönetilen bu yerlerdeki “adalet” bozulunca ve sömürgeciler şahlanınca ne yazık ki bugün yaşananların temelleri atılmış oldu. Peki neler oldu Suriye’de, Filistin’de, Kudüs’te, Amman’da?.. Osmanlı ne gibi sıkıntılarla karşılaştı da elinden çıktı bu güzel topraklar?

  Filistin meselesinde herkesin kendine özgü bir görüşü var. Onlar hain, bunlar kötü falan filan… Ne zorluklar altında savaşıldığını bilmeden nasıl da pervasız bir şekilde işkembelerinden atıyor bazı kimseler. Filistin ve Suriye bölgeleri Osmanlı’nın en müşkül zamanında savunmaya çalıştığı yerlerin başında gelmektedir. Yukarıdaki görüşü savunanların karşısındakiler ise kimsenin hain olmadığı ve arkadan vurmadığı masallarıyla ideolojisinin meyvelerine damar olduğunu zannetmekte. Dünya tarihindeki en büyük hainlik hareketlerinden bazıları Filistin – Suriye savunulurken görülmüştür.

  İnsanlar savaşmayı kolay zannediyor. Düşünün; topunuz, tüfeğiniz, asker sayınız yetersiz. Koruduğunuz halkın içindeki bazı satılmışlar durmadan düşmana haber uçuruyor, çoğu zaman yapacağınız askeri manevraları bile düşmana sızdıranlar var.  Çöldesiniz; sığınacak, siper alacak bir ağaç kovuğu yok. Her taraf açık ve tepenizde uçaklar mermi yağdırıyor….

  Bütün bunları ve daha fazlasını Musa Dağı’ndan öğreniyoruz. Şemsettin dedemin yadigarı olan bu kitapta Filistin’i kahramanca savunan Türk askerini ve ihanetin savaşların ortasında nasıl filizlendiğini gördüğümde şöyle dedim kendi kendime: Filistin’i, Suriye’yi bugün dillerine dolayanlar acaba o günlerde neler yaşandığından haberdar mı?

  Kitabın yazarı Cevat Rıfat Atilhan. O, Suriye’de, Filistin’de düşmanla gırtlak gırtlağa gelmiş ve çok önemli görevleri başarıyla yerine getirmiş bir asker. Neler yaşandığını eksiksiz kaleme alan Atilhan, gelecek nesillere önemli bir miras bırakmış. Kitaptaki olaylar onun anılarından parçalar. Bu olayları “yaptım, ettim, gittim, geldim…” gibi sönük ifadelerle değil; müthiş benzetmelerle ortaya koyuyor yazar. Bir roman gibi akıcı Musa Dağı.

  Abraham Blum, Madam Rabeka Sürşon gibi hainler, Yahudilerin Filistin topraklarına nerelerden kopup geldikleri, Türk askerinin başarıları, Türk insanının merhameti, vatan sevgisi… Ve daha fazlası Musa Dağı’nda karşımıza çıkıyor.

  Son sözüm şudur: Filistin, kendini muhafazakar olarak adlandıran; fakat aslında “satılık” olan ve tarih bilgisinden yoksun insanların malı olamaz! Çünkü Filistin çok değerlidir. Musa Dağı’nı okumayanların bana Filistin’in nasıl kaybedildiği konusunda söyleyecek tek cümlesi olduğuna inanmıyorum.

YAZIYI BEĞENDİN Mİ? DURMA PAYLAŞ!
Etiketler: , , , ,

Bir Yorum Yazın

Önceki yazıyı okuyun:
Zamanlanmış Bakım Hatası
Zamanlanmış Bakım Hatası

  Uzun zamandır wordpress ile alakalı içerik oluşturmuyordum. Nedeni şu: Bu hususta derin ve çok sayıda bilgiyi barındıran forum, blog...

Kapat