nuManaGa.com

Korkuyu Beklerken

Korkuyu Beklerken  Türk edebiyatı tarihine adını altın harflerle yazdırmış bir isim Oğuz Atay. Onun sıcak ve başka hiçbir yazarla en ufak benzerlik göstermeyen enfes üslubu her eserinde okuyucuyu sarmalıyor. Bu büyük ismi okumak gerçekten büyük zevk. “Tutunamayanlar’a başladım; ama o kitaba bir türlü tutanamadım ben ayol…” diyenlere okumaktan bihaber olduklarını bildirmeyi kendime görev bilirim. Yalana hacet yok! Çünkü gerçekten okmak arzusunda olan bu nefis üsluptan vazgeçemez!

  Üstadın sadece romanları yok. Birbirinden güzel öyküleri de mevcut. İşte Korkuyu Beklerken, Oğuz Atay’ın öykülerinin bir arada bulunduğu eseri. Bu güzide kitapta sekiz öykü bulunmakta: Beyaz Mantolu Adam, Unutulan, Korkuyu Beklerken, Bir Mektup, Ne Evet Ne Hayır, Tahta At, Babama Mektup, Demiryolu Hikayecileri – Bir Rüya.

  Beyaz Mantolu Adam’da bir garibanın, evsizin; Unutulan’da hazin bir ayrılığın, ölümün; Korkuyu Beklerken’de psikolojik derinliği mühim derecede ön planda olan, titizliği ve korkularıyla şaşırtan yalnız bir adamın; Bir Mektup’ta değişimin ve insan ilişkilerinin; Ne Evet Ne Hayır’da yer yer manasızlaşan bir aşkın ve dönemin gazetecilik zihniyetinin ürünlerinin; Tahta At adlı öyküde bir şehrin turizmle körü körüne değişen kaderine karşı duran yürekli bir bireyin; Babama Mektup’ta belkide hepimizin duygularına tercüman olan bir baba-oğul ilişkisinin; Demiryolu Hikayecileri-Bir Rüya’da ise geçimini istasyonda hikaye satarak sağlayan yazarların hikayeleri anlatılmakta.

  Her öyküde bambaşka bir duygunun etkisi altında kalmaktayız; fakat benim için Beyaz Mantolu Adam ve Babama Mektup bir başkadır diyebilirim. Beyaz Mantolu Adam’ın hazin öyküsü benim sokağa bakışımı değiştirdi. Babama Mektup ise her erkek evladın babasından bir parça olduğunu ve zamanla babasının dünyasını yaşamaya başladığını bir kere daha gösteriyor. Bu öyküde geçen ve eminim her ailede duyulan cümleler yazarın kaleminden gerçeklerin damladığını kanıtlar nitelikte.

  Her gün bir öykü okumak; hele de Oğuz Atay okumak… Şu üç günlük dünyayı sanal alemde heba etmemek gerek. Oğuz Atay öykülerinin samimiyetini tatmaya herkesi davet ediyorum.

YAZIYI BEĞENDİN Mİ? DURMA PAYLAŞ!
Etiketler: , , , ,

Bir Yorum Yazın

Önceki yazıyı okuyun:
Türk Romanında Postmodern Açılımlar
Türk Romanında Postmodernist Açılımlar

  Yıldız Ecevit’in romanımızdaki postmodern izleri anlattığı kitabı, 2001 yılında İletişim Yayınları’ndan çıkmıştır. İki bölüm ve yedi ana başlıktan oluşan...

Kapat