nuManaGa.com

Kendi Kendine Yeten Ülke

  “Türkiye kendi kendine yeten bir ülkedir.” cümlesi ilkokul ve ortaokul yıllarımın vazgeçilmezlerinden idi. Ülkemin topraklarının ne kadar verimli olduğunu, kimseye muhtaç olmadığını tek bir cümleye sığdırmıştı ders kitapları ve öğretmenlerimiz. Bu cümleyi her duyduğumda ülkemde her şeyin üretildiğini ve yabancı ülkelerden hiçbir şey satın almadığımızı düşünürdüm. Meğer gerçekler benim düşündüklerimden, bana anlatılanlardan çok farklıymış.

  Lise yıllarında uyandım bu cümlenin cazibesine kapılıp gördüğüm rüyadan. O döneme kadar uyutulmuşum. Fiyakalı lafların esiri olmuş düşlerim, hayallerim… Ülkem elbette en yüce ülke, milletim en yüce millet… Fakat bu yüce ülke neden yapmadığı şeyleri, olmayan icraatları olmuş gibi gösteriyor? Neden özüne eğileceğine hep elin verdiğini baş ediniyor? Ders kitaplarına yazmakla olmuyor. Eğer bu ülke kendi kendine yetiyorsa neden tohumu, petrolü, zirai malzemeleri ve en acısı tarım ürünlerini dışarıdan alıyoruz? ABD’den pamuk, Rusya’dan buğday, Fransa’dan arpa alıyor ülkemiz. Uçsuz bucaksız ovalarımızda ürün yetiştirmek yerine hep dışarıdan almayı tercih ediyoruz. Koyulan kotalarla da üreticiyi bitirip ülkemizi tamamen dışarı bağımlı hale getiriyoruz.

  Köylümüzün ürettiklerini almayan, kasa kasa ürünlerin heba olmasına göz yuman bir anlayış var. Bu anlayışa göre tüketmek, üretmekten daha ucuza geliyor. İlginç… Matematik derslerine Türkçe öğretmeni girdi sanırım. Tüfe, tefe, kefe gel sırtımı kesele diyerek halkın gözünü boyamak kolay tabi. Kan ağlayan çiftçi boşuna ekmesin tarlasını, bağını… Bedava bile verseler devletimiz aynı ürünü dışarıdan alacak. Bu hususta kararlı. Çaya, fındığa verdiği fiyatları görüyoruz. Bu ucuz fiyatlara rağmen yeteri kadar ürün alınmıyor.

  Türkiye’nin tarım alanlarının büyüklüğü, AB üyesi Lüksemburg’un yüzölçümünün 95 katı büyüklüğünde, İngiltere’nin ise yüzölçümüne eşit. Danimarka’nın 5 kat, Hollanda’nın ve İsviçre’nin 6, Moldova’nın 7, Belçika’nın ise 8 katı büyüklüğünde tarım alanına sahip olan Türkiye, her yıl Hollanda büyüklüğünde tarım alanını nadasa bırakıyor. Konya’dan küçük birçok devletten tarım ürünü aldığımız göz önünde bulundurulursa durumun ne kadar vahim olduğunu daha iyi anlayabiliriz. AB uyum yasaları çerçevesinde konan kotalar bizi bu birliğin ülkelerinden ürün almaya mahkum ediyor. Bu gayet net bir şekilde ortada. Halkımızın bunu görmesi için ne yapmak gerek? Bir çuval kömüre unutmayacaksa her şeyi ben kapı kapı gezip anlatmaya razıyım fakat unutkanlığımız ve süslü laflara kanışımız oldukça belimizi doğrultmamız çok zor.

  Kandırılmış bir çocuğum ben. “Kendi kendine yeten ülkeyiz.” masalları ile uyutulmuş, hayalleri ile oynanmış biriyim. Giydiğimiz dona varıncaya dek yabancı malların içine batmışken pembe sözcüklerle gönülleri eğlemek nedendir anlamıyorum. Gerçekleri geç olmadan, zamanında öğretirsek belki gelecek nesil bu ülkenin kaderini değiştirebilir. Gençlere güvenmek ve onlara her şeyi açık açık göstermek gerek. Atatürk boşuna “Bütün ümidim gençliktedir.” demedi. Atatürk’ün, gençlerin omuzlarında yükseleceğini söylediği cumhuriyetimizi daha iyi yerlere getirmek için gençlerimize şans vermeliyiz ve pembe yalanlarla ile uyutmayıp, gerçekleri açık açık göstermeliyiz.

YAZIYI BEĞENDİN Mİ? DURMA PAYLAŞ!
Etiketler: , , , ,
  1. nihansu diyor ki:

    Bilmem hatırlar mısın? Okul yıllarında yerli malı haftası kutlanırdı ve dilimizde hep “yerli malı yurdun malı” ifadesi olurdu. Şimdi düşünüyorum da ne yerli malı haftasını kutlayacak yerli malımız kaldı ne de bunu kutlatacak bir zihniyet… Sanırım sorun bunun özellikle yapılması, yaptırtılması, herşeyin ithal ettirilmesi ve malesef buna çanak tutan bizler!!!

Bir Yorum Yazın

Önceki yazıyı okuyun:
Analytics Kodu Nereye Eklenmeli?
Analytics Kodu Nereye Eklenmeli?

  Google'nin ücretsiz sunduğu Analytics hizmeti oldukça geniş bir kitle tarafından kullanılıyor. İnternet sitesi olanlar sitelerinin tüm istatistiklerini bu hizmet...

Kapat