nuManaGa.com

Grup Olalım Grup

  Bence öğretmenler bundan böyle derslere ikişer, üçer ya da beşer kişilik gruplar halinde girmeli. Neden mi? Çünkü aldıkları eğitimler bireysel yeteneklerini göstermelerine engel oluyor geleceğin öğretmenlerinin. Her şeyi grup çalışması ile halletmek gerekiyor. Öğretmen yetiştiren bölümlerin isteği bu. İyi işte derslere kalabalık gruplar halinde girsin öğretmenler. Böylece atanamayan öğretmen sayısı da azalmış olur, herkes rahat eder.

  Şikayetçiyim arkadaşlar! Yatan, her işi öğrenciye yaptıran doçentlerden, öğretim görevlilerinden şikayetçiyim. Elleri ceplerinde sınıfa gelip “Dörderli grup olun, kitaptaki konuları paylaşın.” şeklinde talimat verip koskoca bir dönemi heba eden ve kendini hoca zannedenlerden nefret etmemek mümkün değil.

  Bildiğiniz gibi eğitimci ailenin eğitimci olmaya aday çocuğuyum. Öğretmenlerimizi en çok savunanların başında ben gelirim fakat işinin hakkını vermeyenleri savunacak değilim. “Üniversitede hocayım!” diyerek hava atan, iki kelimeyi bir araya getirip konuşamayan ve kitaptaki konuları dağıtıp sunumlar ile ders saatlerini harcayan kişilerin savunulacak bir yanı yok. Bir grup sevdasıdır gidiyor. Sunumlar, grup çalışmaları elbette yapılacak fakat beni asıl delirten hocaların ekleyecek bir şeyleri olmaması. Sunumlar yapılıyor, anlatıyoruz ve ders bitiyor. Saygıdeğer üniversite hocalarımız ise herhangi bir şey söylemiyor. Demek ki öğrencilerin yaptığı tüm sunumlar kusursuz. O zaman bu neden notlara yansımıyor? Eğer eksikler, yanlışlar varsa neden hoca düzeltmiyor, doğrusunu söylemiyor?

  Geldim, gidiyorum. Bu sene sonunda öğretmen çıkacağım. Koskoca dört yılı devirdim. Sonuç? Hüsran, hayal kırıklığı… Dört yıl boyunca -birkaç değerli insanı ayrı tutuyorum- hocalarımdan hiçbir şey öğrenmedim. Çünkü bilgi denilebilecek şeyleri derslerde hep biz öğrenciler konuştuk, sunduk. Üzerine hiçbir söz etmeden çıkıp gitti hocalar… Oysa hepsi bilgi küpü değil mi üniversite hocalarımızın? İlim, irfan sahibi… Doğrudur.

  Dört yılda gördüm ki ilim, bilim, aydın beyinler yuvası zannedilen üniversitelerimizin hali içler acısı. Eğitim tarif edemeyeceğim derecede kalitesiz. Bu eğitim ile yetişmeyi yeterli görüp kendini geliştirmeyen öğrenciler kalitesiz yetişiyor ne yazık ki. Bağlacı ayrı yazamayan bir hocanın yetiştirdiği öğretmen adaylarını nasıl bir gelecek bekliyor dersiniz?

  Gruplara ayırıp, ödevler verip ders saatlerini doldurmak kolay. Peki neden bireysel hiçbir çalışma yok? Bir öğretmen adayı sınıfa 6 kişi ile girmeyecek. Bireysel yetenekler öne çıkarılmaz ve hep geri planda kalırsa sudan çıkmış balığa dönecek çocukların karşısına çıktığında geleceğin öğretmenleri. Sadece cesaretsiz değil bilgisiz yetiştiriliyor ayrıca genç beyinler. Bir öğrencinin internetten kopyaladığı yazıları, bilgileri arkadaşlarına sunması ne kadar yeterli olabilir? Hiç!

  Sun babam sun, gruplaş babam gruplaş… Çok yoruldum ve o kadar uğraşıp yorulmama rağmen hiçbir zaman hak ettiklerimi vermediler ne yazık ki. “Üniversitede hocayım!” diye hava atanlar kendilerini ve verdikleri eğitimi bir değerlendirsinler. Vicdanları varsa kürsüye park edip susmak yerine bir derste de iki satır cümle kurarlar. Onları vicdanları ile başbaşa bırakıyorum ve dört yıl boyunca konular anlatan, sunumlar yapan, arkadaşlarına bir şeyler öğreten tüm öğrenci kardeşlerimi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

YAZIYI BEĞENDİN Mİ? DURMA PAYLAŞ!
Etiketler: , , , , , , , ,

Bir Yorum Yazın

Önceki yazıyı okuyun:
Karagöz ve Hacivat
Karagöz ve Hacivat

  Kültürümüzde gölge oyununun önemli bir yeri var. Geçmiş yıllarda uzun kış gecelerinde, bayramlarda, eğlencelerde sürekli sergilenen gölge oyunları günümüzde...

Kapat