nuManaGa.com

Eylül

  Yıllar önce okuduğumda “Keşke o yalıya taşınmasalardı.” dediğim; fakat yeniden okuyunca “İnsan anlaşacağı biriyle hayat kurmalı.” diyerek efkarlandığım bir eser Eylül. Edebiyat derslerinde ve sonu “s” ile biten sınavlara hazırlayan dershanelerde “İlk psikolojik roman.” şeklinde öğrencilerle tanıştırılan Eylül’ü, bu cümleyle özetlemek imkansız. Bu cümle Mehmet Rauf’a yapılan haksızlığın belgesidir.

  Eylül’ü ilk psikolojik roman olarak niteleyen büyük bilginlere sormak isterim: Bildiğiniz başka bir psikolojik roman var mı? Olmadığına eminim. Sığ ve kalıplaşmış cümlelerle gençlerimizin edebiyata, kitaplara olan ilgilerinin azaldığını fark etmiyor ne yazık ki devletimiz, bazı öğretmenlerimiz, kitap yazan hocalarımız… Eylül’ü ve daha birçok klasiği okuyan genç sayısı oldukça az. “Ben onu biliyorum hocam, ilk psikolojik roman o.” şeklinde açıklama yapıyor gençler. Öyle ki, karakterler sınavlarda sorulur diye ezberleyenler; Eylül’ün kahramanlarından Suad’ı erkek, Süreyya’yı bayan sanmaktalar… Kısacası durum içler acısı!

  Gelelim Eylül’e. Mehmet Rauf’un ölümsüz eseri yasak bir aşkı konu ediniyor. Suad, Süreyya, Necib üçgeninde gelişen olaylar, karakterlerin ruh halleri göz önünde bulundurularak tasvir ediliyor. Bilinçakışı, iç konuşma gibi tekniklere çok sık rastlanan Eylül’de; Süreyya ile evli olan Suad’ın, tanıdığı her kadından daima yalanlar duymuş  Necib ile yaşadığı aşkın getirdikleri, Mehmet Rauf’un ince cümleleriyle okura ulaşıyor. Necib ve Suad’ın hissettikleri gerçekten yalın ve masum duygular. Öyle ki bu iki isim yeri geldiğinde bakışları ile anlaşıyorlar. Süreyya ile aynı yöne bakmadıkları ortada olan Suad’ın, Necib’e gönlünü kaptırması ve bundan pişmanlık duyması, iki sevdalı insan arasındaki en büyük engel olarak karşılarına çıkıyor. Her türlü fitne beklenebilecek bir isim olan Hacer’i, huysuz Beyefendi’yi, her fırsatta Beyefendi’ye yaltaklanan Fatin’i, sabrıyla Suad’ı kendine hayran bırakan Hanımefendi’yi de unutmamak gerek.

  Yasak aşk… Çoğu kişinin aklına öpüşmeler, ateşli sevişme sahneleri, açık cümleler geliyor. Hatta bu eseri öyle niteleyenler olduğunu da biliyorum. Açıkça söylüyorum: Bu eserde sevişme sahneleri yahut kuru saçmalıklar yok! Açık seçik roman olarak tasvir edenler Eylül’ü okumayanlardır. Ayrıca olsa ne olur? Necib ve Suad arasında yaşananlar doğru olmadığını yazarımız da biliyor; karakterleri de bu yönde hareket ettiriyor.

  Onlarca yayınevi tarafından basıldı bu güzel eser. Peki hangisinden çıkanı almalı? Malumunuz bazı yayınevleri bu tarz eserlere gereken önemi vermiyor ve raflar kalitesiz baskılarla dolup taşıyor. Ben sizlere Ihlamur Yayınları’nın piyasaya sürdüğü Eylül’ü öneririm. Ufak tefek hatalar olsa da genel itibariyle iyi bir iş çıkarılmış.

  Mehmet Rauf’un Eylül’ü edebiyatımızın en önemli eserlerinden biri. “İlk psikolojik roman.” diyerek havalı cümle kurduğunu zannedenler başta olmak üzere tüm Türkiye’ye bu nefis eseri tavsiye ediyorum.

YAZIYI BEĞENDİN Mİ? DURMA PAYLAŞ!
Etiketler: , , , , , , , , , , ,

Bir Yorum Yazın

Önceki yazıyı okuyun:
Kayseri'nin Bağları
Kayseri’nin Bağları

Türkiye'nin en güzel şehirlerinden biri Kayseri. Geniş sokakları, geçmişle bugünü harmanlayan caddeleri, tarihi yapıları, doğal güzellikleri... Say say bitmiyor Kayseri'nin...

Kapat