nuManaGa.com

Ertuğrul 1890

  Ertuğrul’un hazin hikayesi Türk milletinin hafızasında her daim taptaze durması gereken bir olayın ta kendisidir. Kocaeli’deki kitap fuarında ilk defa Sunay Akın abimizden dinlediğim bu yitik ve kıymetli öykü neden ders kitaplarına alınmaz diye düşünmekten alamadım kendimi çok uzun zaman. Müfredatın gereksizliklerle fazla şişmesidir galiba sebep.

  Devletimiz bu mühim hadiseyi yeni nesle aktarmayı düşünmese de düşünen birileri hep vardı: Sunay Akın gibi. Sadece sözlü olarak anlatmakla kalmadı, kitaplarında da yer verdi bu trajediye üstat. Sağ olsun. Ve bu mühim hadise artık bir sinema filmi ile kitlelerin hafızalarında yer edinmeye geliyor: Ertuğrul 1890.

  Osmanlı’nın Japonya’ya yapacağı nezaket ziyareti için yola çıkan ve ne yazık ki dönüş yolunda altı yüz kadar denizcimize mezar olan Ertuğrul, Türkler ve Japonlar arasındaki dostluk köprüsünün temellerini atması sebebiyle oldukça önemlidir. İyiliklerinden şüphe edilmeyen iki milletin yani Türklerin ve Japonların ilk kez tanıştığı andır bu felaketin yaşandığı seneler. Fırtınaya yenik düşen Ertuğrul’dan sağ kurtulan herkesi kendi canından ayırmadan kollayan ve yaralarını sağaltan Japon kardeşlerimizin vefat eden denizcilerimize gösterdikleri saygı da gerçekten takdire şayandır. Şeref insanoğlunun genlerinden gelir demek herhalde yanlış olmayacaktır.

  Film genel olarak Ertuğrul’un batışındaki trajediden beslenmekte; fakat iki parçalı bir yolda ilerliyor aslında. Filmin danışmanlarından İskender Pala “Acı da kahramanlık da eşit olmalıydı.” diyor film için. Bu eşitlik Tahran’daki zor zamanlarda Japon kardeşlerinden desteğini esirgemeyen ve onları Tahran’daki cehennem saatlerden kurtaran Türk insanının sıkıntıda olan her millete tereddüt etmeden yardım ettiği gerçeği ile sağlanıyor. İki gerçek ve trajik olay iyi bir kurgu ile izleyicinin karşısına çıkıyor.

  Türk – Japon ortak yapımı filmin yönetmeni Mitsutoshi Tanaka. Eserin senaryosu da bir Japona ait: Eriko Komatsu. Biz daha çok oyunculuk anlamında ve Antalya’daki film platosunda çekilen fırtına sahneleriyle bu filme destek oluyoruz. Filmin başrollerinde Kenan Ece, Masaaki Uchino, Alican Yücesoy, Shiori Kutsuna, Uğur Polat yer almakta. Gayet başarılı oyunculuklar ve görsel anlamda tatmin eden sahneler sinemaseverleri bekliyor.

Ertuğrul 1890 filmi

  Senaryoda boşluklar bulunuyor ve bazı şeyler es geçilmiş. Elbette belgesel değil, ama tamamlayıcı birkaç dokunuş daha iyi bir kurguyu da beraberinde getirebilirdi. Mesela Ertuğrul, okyanuslara açılabilecek bir gemi değildir. On yıl kadar limanda demirleyip beklemiştir ve Osmanlı ekonomik olarak zor durumda olduğundan bu gemi için yeterli bir bütçe verememiştir. Daha çok yelken açıp gitmek zorunda olan denizciler üç aylık yolu yaklaşık on bir ayda tamamlayabilmişlerdir. Denizcilerimiz Japonların kalmaları için ısrarlarına rağmen tayfun mevsiminde yola düşmüşlerdir; çünkü onurlu denizcilerimizin orada kalacak daha fazla maddi gücü yoktur. Japonların en çok hayranlık duyduğu da bu asil duruştur aslında. Bunlar gibi detaylar da filme eklense eminim daha keyifli bir film izlemiş olacaktık. Sunay Akın’a başvurmak gerekirdi diye düşünmekteyim. Belki Ertuğrul’un kaptanının her gittiği limandan eşine attığı mektupları da kullanmak nasip olurdu böylece filmde.

 Filmi genel olarak beğendiğimi ve abidik kubidik filmlerin gişe yaptığı şu günlerde hak ettiği değeri bulmasını istemekte olduğumu ısrarla vurgulamak istiyorum. Mutlaka izleyin. Öğrencilerinize, arkadaşlarınıza, eşinize, sevdiklerinize izlettirin; çünkü sadece tarihi bir olayın değil, birbirine derin saygı duyan iki milletin köklü dostluğunun meyvesi Ertuğrul 1890.

Ertuğrul filminin fragmanı:

YAZIYI BEĞENDİN Mİ? DURMA PAYLAŞ!
Etiketler: , , , , , , , , , , ,

Bir Yorum Yazın

Önceki yazıyı okuyun:
Üstat Nuri Pakdil ile TÜYAP İstanbul Kitap Fuarı'nda.
İstanbul TÜYAP’ta Güzel Dakikalar

Dünyanın en önemli kitap fuarlarından biridir İstanbul'da düzenlenen ve birçok kişinin kitaplara kavuştuğu güzel dakikalar barındırır içinde bu fuar. Ben...

Kapat