Benim gibi Polonya’ya gidecek arkadaÅŸlarımla havaalanında buluÅŸtuk. Annem ve babam da beni yolcu etmek için oradaydılar. Hem beni hem de arkadaÅŸlarımı gece saat 2.00 daki uçağımıza yolcu ettiler. Yaklaşık iki saatlik bir yolculuktan sonra Berlin Şönefeld (Schönefeld) Havaalanı’na vardık. YolculuÄŸun bu kısmında biri Berlin’de yaÅŸayan ve diÄŸeri de Polonya’nın Poznan ÅŸehrinde okuyan gurbetçi Türkler ile tanıştık. DiÄŸer üç arkadaşım ile havaalanından sonra yollarımız ayrıldı. Ve Poznan’a giden abimizin peÅŸine takıldım. Çünkü, VarÅŸova’ya vardığımda bana yardımcı olacak ilk Polonyalı arkadaşım ile VarÅŸova Tren İstasyonu’nda buluÅŸacaktım.
VarÅŸova Tren İstasyonu’nda Anna ile birbirimizi tanımamız zor olmadı. İlk iÅŸ yurduma (Namı deÄŸer TatranÅŸka(Tatranszka) Yurdu ) yerleÅŸmekti. Erken gelmem ufak bir sorun oldu ama Lehçe kursum olduÄŸundan dolayı erken gelmiÅŸtim. Yurda yerleÅŸtikten sonra okul ile ilgili iÅŸleri halletmek için VarÅŸova Teknoloji Üniversitesi’ne (Warsaw University Of Technology – Politechnika Warsawszka (Politeknika VarÅŸovska)) gittik. Lehçe kursumun yeri ve saatlerini öğrenip iÅŸler bittiÄŸinde Anna evine döndü. Ben de kursa gittim. Kurs çıkışı da yurduma döndüm. İlk gece yurdumda kalıp ertesi gün için dinledim. Ertesi gün VarÅŸova’daki ilk festivalimi görecektim.
Ertesi gün erken kalkıp Anna’nın yazdığı notu takip ederek yaşadığı kasabaya gittim. Ailesi ile tanıştım. Bunun dışında kendileri daha önceden Türkiye’yi de ziyaret etmişler. Türkiye de çekildikleri resimleri gösterdiler. Oldukça sıcak insanlardı ve çok güzel ağırladılar. Yemekten sonra Skierniewice’deki festival alanına gittik.

Polonya’da geldiğim ilk eğlenceli mekan da burası oldu. Oldukça renkliydi. Bunu aşağıda gördüğünüz güzellik yarışması galiplerinden de anlayabilirsiniz. Sarı taçlı esmer güzeli birinci oldu. Onun sağındaki siyahlı ikinci (Benim favorimdi ikinci oldu.), sarışında üçüncü oldu. Akşamda Polonya’nın ünlü şarkıcılarından Doda’nın konserini izleyip eve döndük. Ertesi günde güzel bir kahvaltıdan sonra onlara Türkiye’den getirdiğin nazar boncuğunu hediye ettim. Sonrada Varşova merkeze döndüm.
Pazartesi ile birlikte Varşova Teknoloji Üniversitesi asıl binasında benim gibi Lehçe kursu için gelen yeni Erasmus arkadaşlarımla tanıştım. İlk dönem iki hafta gittiğim Lehçe kursu okulun başlamasıyla bitse de farklı Avrupa ülkelerinden gelen tüm Erasmuscuların gelmesiyle oldukça renkli bir dönem başladı.  Erasmus Öğrenci Ağı’nın aktiviteleri de bu zamanda başlamış oldu. İlk aktivite tabiki de tanışma toplantısıydı.

Bu resim toplantı salonunda çekildi. Bu salondaki herkes benim gibi Erasmus öğrencisiydi. (03.10.2009) Erasmus öğrencisi olrak İspanyol arkadaşlarımız burada çok fazla sayıda Erasmus öğrencisi olarak bulunuyordu ve arkasından da bizler geliyorduk.
Erasmus Öğrenci Ağı namı değer ESN (Erasmus Student Network) aktiviteleri ertesi gün (04.10.2009) mangal partisiyle başladı ve eğlenceler, partiler,geziler ve oyunlar şeklinde devam etti.
Varşova’da kaldığım ilk ay boyunca ilk geldiğim yurtta kaldım. Ama sonra şartlarını beğenmediğim için yurdumu değiştirdim. İlk dönem boyunca burada kaldım. (İkinci dönemde oldukça farklı şartlarla başladı. Ama o kısımı yazmaya daha vakit var. )
Üniversite açıldı, eğlenceler başladı. Tabi Erasmuscular olarak bizde tatil aralarını beklemeye başladık Avrupa’da farklı yerler görebilmek için. Tabi bunun için Schengen Vizesi gerekliydi. Konusu gelmişken kısaca buna değinmek isterim.
” Åžengen (Schengen) Vizesi” nedir?
“Åžengen alanı”, Åžengen anlaÅŸmasına imza koyan ülkelerin (Avusturya, Belçika, Fransa, Almanya, Yunanistan, İtalya, Lüksemburg, Hollanda, İspanya, Portekiz, İsveç, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Finlandiya, İzlanda, Norveç, Sırbistan, KaradaÄŸ, Makedonya, Estonya, Macaristan, Letonya, Litvanya, Malta, Polonya, İsviçre, Romanya) oluÅŸturduÄŸu alandır. Åžengen AnlaÅŸmasının amacı, üye ülkelerin Åžengen alanı içerisindeki serbest dolaşımını saÄŸlamaktır, dolayısıyla Åžengen ülkelerinden biri tarafından verilen vize diÄŸer tüm üye ülkelerin topraklarında geçerlidir.
Schengen üyesi ülkelerden birinde hukuki oturma hakkı elde etmiş tüm yabancılar herhangi bir Schengen ülkesine kısa dönemli ziyaretleri vizesiz gerçekleştirebilir. Ancak bu durumda tüm Schengen ülkelerince tanınmış geçerli bir pasaport ve oturduğu ülkenin resmi makamlarınca çıkarılmış resmi oturma iznini yanında taşımak zorundadır.
İlk aldığım Polonya Vizemin yanında ilk üç ay geçerli olan Şengen vizem de vardı. Bu vizemi ilk İspanyol ve Fransız arkadaşlarla birlikte gittiğimiz Viyana (Avusturya) ve Budapeşte (Macaristan) gezilerinde kullandım.


Soldaki resim Viyana ve Tuna Nehri , Sağdaki resimde Budapeşte Zincirli köprü önünde Erasmus arkadaşlarımla birlikte çekildim. Bu resimde yukarıda olmamın sebebi arkadaşlarımın arasında çıkabilmek için 6 m yüksekliğinde duvarın ucunda duruyor olmam.
İlk üç ay bittikten sonra Polonya’daki Almanya konsolosluğundan yeni bir Şengen (Schengen) Vizesi almak durumunda kaldım. Bu vizeyi aldığım zaman yılbaşının yaklaştığı zamanlardı.

Varşova Eski Şehir Yılbaşı Öncesi
Ve o zaman Polonya’daki Türk öğrencilere özel bir turun haberin öğrenmiştim. Yılbaşı tatilinde üç farklı şehir ve ülke gezilecekti.  O tura katılan Türk öğrencilerden biri oldum. Aynı turda benim gibi Polonya’ya Pamukkale Üniversitesi’nden gelen pek çok arkadaşımda vardı.
29 Aralık Günü uzun bir otobüs yolculuğundan sonra Prag şehrine vardık (soldaki Prag’tan manzara resmi). Tercüman eşliğinde şehir turu yaptıktan sonra akşam Fransa’ya yolculuk için tekrar uzun bir yolculuğa çıktık. 30 Aralık sabahı vardığımız Paris’te ilk durağımız Loure Müzesi oldu. Ertesi günde Paris’te şehir turu atıp şehri öğrenmeye devam ettik. Ama esas yılbaşında Eiffel Kulesi civarında kutlamaları görmek için gece Eiffel’e gitmeyi sabırsızlıkla bekliyordum. Tur iki farklı gruptan oluşuyordu. Bir otobüste sırf Türk öğrenciler varken diğer otobüste Türk ve diğer yabancı öğrenciler karışıktı. Ben diğer yabancı öğrencilerle birlikteydim. Koltuk arkadaşımda Kazakistanlıydı. O gece Eiffel’e giderken metro oldukça kalabalıktı. Tam yılbaşına saniyeler kala Eiffel’e yaklaşabildik. Ama diğer grup hemen atlayıp gitmiş o kalabalıkta. Bizdeki de ne şanstı ama… Neyse zar zor hatta koşarak J vardım Eiffel altına son saniyede. Gruplar dağıldı o ara. Eiffel çok kalabalıktı ama boşunaydı… Hiçbir kutlama olmadı. Bu sene tüm kutlamalar iptal edilmiş. O televizyonda görüp imrendiğim ve her zaman canlı seyretmeyi istediğim Eiffel’de yılbaşı gecesi havai fişekler ve konserler bu sene olmadı…  Paris çok kuru bir yılbaşı geçirdi, diyebilirim.


Yeni yılın ilk gününde dinlenip yılbaşı sendromunu üzerimizden attıktan sonra yine Eiffel’e gittik. Bu sefer amaç yükseklerden Paris’i izlemekti. Yukarıdaki resmim de o zaman 2010 senesinin ilk gününde çekildi.
Eiffel’den ayrılıp Paris’te son saatlerimizi de bitirdikten sonra akşam Hollanda’ya doğru yolculuk başladı. Sabah erken saatte Amsterdam’da soğuk bir hava karşıladı bizi. Tur rehberi geldikten sonra Amsterdam turu da başladı. İlk durağımız bir mücevher fabrikası oldu. Burada oldukça değerli mücevherler ve nasıl şekillendirildiklerini gördük. Eğer 1000€ değerinde bir elmas alabilseydim yanında sıfır model kahve de hediye edilecekti. Ama zaten hemen yanındaki kafede elmas almadan bedavaya kahvemizi içtik.
Mücevherlerden sonrasını botla Amsterdam kanallarında gezmek izledi. Ondan sonrada şehir sokaklarında yürüdükten sonra akşam Polonya’ya dönüş yolculuğu başladı. Ertesi gün oldukça uzun süren bir yolculuktan sonra Katowice ve sonrada Varşova’ya varabildik.
Yılbaşından önce yurttaki arkadaşlar aralarında karar alıp her gün farklı bir kişi herkese yemek yapıyordu. Ben o zaman diliminde hastaydım. İyileşip tura gidip geldikten sonra kendi sıramı yerine getirdim. Ve yurdumda kalan arkadaşlarım için yemek hazırladım (14.01.2010).

Soldan sağa doğru, ayaktaki kırmızı kazaklı arkadaşım Mohsen (İran), Filip(Portekiz), Ece T.(Türkiye), Esra(Türkiye), Ece Ş. (Türkiye), Ben, Burak(Türkiye), Michael (Tayvan), Arman (İran), Ayakta Nitish (Hindistan),Dilek (Türkiye), Merve (Türkiye) , oturan kırmızılı Kien (Vietnam), ayakta en sağdaki arkadaşımda Vineeth (Hindistan)
Bu yemeÄŸin ertesinde Polonya’daki diÄŸer okuyan arkadaÅŸlarımı ziyaret için Gdansk ÅŸehrine gittim. Orada da yeni arkadaÅŸlar tanıdım. Gdansk’ta kaldığım günlerden birinde de gidiÅŸ ucuz diye kalktık Berlin’e gittik. Berlin’e gitmek için on beÅŸ saat yol gittik. Ve vardığımızda durmayan bir kar yağışıyla karşılaÅŸtık. Kışın ortasında gidince bu normal tabi. Durum böyle olunca da bir otobüs turuna katılıp önemli yerleri sadece dışardan görebildik. Sonra yeniden Gdansk’a döndük. Görmek için on beÅŸ saat yol gittiÄŸimiz Berlin’de sadece üç saat kalabildik.
Varşova’ya döndükten sonra tabi sınavlar yaklaştığı için artık genelde yurdumdaydım. Acısıyla, tatlısıyla, iyisiyle, kötüsüyle, oldukça soğuğuyla ve zamanın izinde su gibi akışıyla Varşova’da ilk dönem böylece bitti…
Ara tatilde Türkiye’me dönüp hasret giderdim. Bol bol o güzelim yemeklerimizden yedim. Yani, Polonya’nın damak tadı bana hiç uymadı. Açıkçası kendim yapıp yediğim kendi yemeklerimizden her seferinde daha fazla keyif aldım,alıyorum.Ve bu hikayemin ilk bölümü oldu. Diğer bölümünü artık buradaki Erasmus hayatım bittiği zaman yazarım. Ama bilirim her bitiş arkasından yeni başlangıçlar getirir.
Düşüncelerinizi ya da kafanıza takılan soruları sorabilirsiniz arkadaşlar. Hepiniz sağlıcakla kalın.
Bu yazı dostum O. Berkay BeÅŸikçi’ye aittir.
"Erasmus Dünyasından Biri" adlı yazı 15 Nisan 2010 tarihinde saat 20:28 sularında "Eğitim" kategorisinde yayınlanmıştır. Bugün 801 kere okunmuştur. Ayrıca
4 yorum yapılmıştır. Aşağıdaki formu kullanarak siz de yorum yapabilirsiniz.
Biraz geç oldu kardeşim ama aradan baya çok şey geçti.
İnşAllah sen daha güzel yerlere gidersin ve bizlerle de paylaşırsın
Orasına lafım yok ama isteyip de gitme şansı olmayan biri olarak kıskanıyorum mu ne ?
Yok yok işin esprisi tabi.Yurt dışı olanakları kısır olan bir bölümde okuduğum için bu yazıları okudukça,seninle konuştukça yeniden okuyasım geliyor Berkay.
Burada ilk dönem mastırını yapıp bitirmiÅŸ,bir abiyle sohbet etmiÅŸtik. -Bu fırsatı elde etmiÅŸsin deÄŸerlendir deÄŸerlendirebildiÄŸin kadar- demiÅŸti. Bende O’nun dediÄŸini yapmaya çalışıyorum. Nispet yapmak deÄŸil tabi amacım.
Maksadımız arkadaşlara hiç birşeyin imkasız olmadığını göstermek.
Oh arkadaÅŸ gez gez buraya koy nispet yapar gibi.