Bu ölümsüz eseri birçok kişi severek okumuştur eminim. Peyami Safa eserlerine hayran olan bendeniz de bu ölümsüz eseri severek okuyanlardan biriyim. Bazı kitaplar vardır bir kere değil birkaç kere okunur. İşte bu eser de öyle… Tüylerimi diken diken eden kimi cümleleri tekrar tekrar okuyorum. “Sıkılmıyor musun?” diyenler olabilir. Hayır! Peyami Safa öyle etkileyici cümleler ve tasvirler kullanmış ki defalarca okumak sıkmıyor aksine keyif veriyor. Galiba Peyami Safa’nın büyüklüğüne gösterilebilecek işaretlerden biri de bu.
Dokuzuncu Hariciye Koğuşu’nda ayağından rahatsız olan ve Nüzhet isimli güzeller güzeli bir kıza aşık olan Peyami Safa’yı göreceksiniz. Kitabın özetini ve kahramanlarını özet pazarlayan sitelerden bulabilirsiniz. Ben daha özel bir şeyler söylemek istiyorum. Bu eserdeki tasvirler beni bitirdi. Hastane koridorlarını öyle etkileyici anlatmış ki Peyami Safa sanki hastanede ayağı sargılı olarak bekleyen sizsiniz… Ve içimi en çok acıtan bölüm ise hasta olan ayaktaki sargının çözülmesi sırasında yaşananlardır. Sanki odada ben varım ve benim ayağımdaki sargıyı çıkarıyorlar… Eserin kahramanı oluveriyorsunuz, siz de acı çekiyorsunuz. Gazlı bezin çıkarılmasıyla çığlık koparan kitabın kahramanı ile birlikte neredeyse ben de çığlık atacaktım…
Eser farklı yayınevlerinden çıktığı için kesin bir şey söyleyemeyeceğim. Elimde bulunan Alkım Yayınevi’nden 2004 yılında çıkmış olanı. Zaten bu çok önemli değil. Bulmakta zorlanmayacağınız bir eser.
Peyami Safa eserleri gibi sizi kitabın kahramanı yapacak çok az eser vardır. Dokuzuncu Hariciye Koğuşu’nu okurken bana hak vereceğinize eminim. Bu güzel eseri okumanız dileğiyle.
"Dokuzuncu Hariciye Koğuşu" adlı yazı 21 Temmuz 2010 tarihinde saat 03:27 sularında "Kitap/Dergi" kategorisinde yayınlanmıştır. Bugün 281 kere okunmuştur. Ayrıca
1 yorum yazılmıştır. Aşağıdaki formu kullanarak siz de yorum yapabilirsiniz.
Okumuştum bu kitabi..Gerçekten çok hoş bir kitap…konusu da güzel ve ilgi çekici.