Ahilik, Anadolu’da XIII. yüzyılda görülmeye başlayan, Selçuklu devletinin yıkılma dönemine girmesinden sonra sosyal düzeni sağlamada ve Osmanlı Devleti’nin kurulmasında büyük rol olan bir tür meslek ve dayanışma örgütüdür. Bu örgüt özellikle Türkmen bireylerin meslek öğrenmesine katkıda bulunmak ve esnaf kimseler arasındaki dayanışmayı güçlü kılmak amacıyla kurulmuştur. Kurucusu Ahi Evran’dır. Köylere kadar teşkilatlanmış ve özellikle Anadolu’da önemli bir rol üstlenmiştir. Devamını Oku ->
Güreş sporunun insanlık tarihi kadar eski olduğu söylenir. Bu köklü spor Türk kültürü içinde önemli bir yere sahiptir. Atalarımız bu sporu yüzyıllar boyunca yapmışlar ve yiğitler meydanlarda sık sık boy göstermişlerdir. Türkler’in sevdiği sporların hep en başında gelmiştir güreş. Pehlivanlar her dönem büyük ilgi ve saygı görmüşlerdir halkımızdan. Devlet büyüklerinin de düzenlenen törenlerde alana inip güreş tutması bu sporun Türk insanında nasıl bir tutku olduğunu açıkça göstermektedir. Devamını Oku ->
Gerçek bir ata sporu olarak tarihimiz içinde yer alan, tüm dünya ülkelerinin ciddi araştırmalar yaptıkları Türk okçuluğu, son yıllarda hızlı bir sportif kalkınma modeli sergileyerek, bu yönü ile bir örnek oluşturdu. Yapılan ciddi planlama ve spor teşkilatımızın sağladığı önemli destek sayesinde bugün Türk okçuluğu ülkemizi yurtdışında en iyi şekilde temsil etmenin gururunu duymakta. Dünyanın hemen her köşesinde yarışan okçularımız, özellikle son yıllarda aldıkları başarılı sonuçlar ile adlarından söz ettirmekteler. Devamını Oku ->
Türkler spor konusunda oldukça başarılıdır. Tarih sahnesine çıktıkları zamandan itibaren spor oyunları düzenlemişlerdir. Ölüm törenlerinde yiğitler için güreşler tutmuşlar, bahar gelince cirit ve güreş oyunları ile eğlenceler düzenlemişlerdir. Türk sporu denince akla gelen cirit ve güreş kültürümüzün önemli bir parçası haline gelmiştir. Günümüzde Erzurum’da düzenlenen cirit oyunları ve Kırkpınar’da düzenlenen güreş müsabakaları en meşhur olanlarıdır. Gün geçtikçe unutulan güreş ve cirit düzenlenen bu ve benzeri organizasyonlar sayesinde yaşatılmaya çalışılmaktadır. Devamını Oku ->
Çini, toprağın pişirilip daha sonra şekil verilerek vazo, tabak gibi eşya üretilmesi olarak tanımlanabilir. Bu eşyaların çeşitli kaplamalarla, boyalarla süslenmesine ise çinicilik denir. Çiniciliğin tarihi Katahanlılar’a dayanır. Karahanlılar’da başlayan çinicilik, Selçuklu Devleti döneminde çok gelişmiştir. Selçuklu mimari eserlerinde çiniler çok yaygındır. Özellikle dini yapılarda çini sanatının en güzel örneklerini görmek mümkündür.
Çini sanatı Osmanlılar ile birlikte yeni bir boyut kazanmıştır. Devamını Oku ->
Ozanlık geleneği İslamiyet öncesine dayanır. Ozan, kam, baksı gibi isimler alan şairler aynı zamanda bulundukları bölgenin büyücüsü, din sorumlusu veya hekimi idiler. Kopuz denilen enstrüman ile söyledikleri şiirler nesilden nesile aktarılırdı. Üyesi oldukları boylarda mühim kişilerdi. Saygı görürler ve söyledikleri sözler önemli görülürdü. Sığır, şölen, yuğ adı verilen törenlerde söz sahibi idiler. Genellikle bu törenleri düzenler ve yönetirlerdi. Hükümdarların yanlarında yer alırlardı. Orduya katılır, savaşa giderlerdi. Türk ordularında her daim ozanlar bulunurdu. Devamını Oku ->
Türkler yıllar boyunca güçlü devletler kurmuş ve de bu devletlerin içinde yaşayan farklı toplulukların huzur içinde yaşamasını sağlamışlardır. Her dine ve farklı kimlikte olan insanlara saygı Türk’ün hoşgörüsünün ve farklılıklara verdiği değerin en önemli göstergesidir. Selçuklu, Osmanlı gibi geniş bir coğrafyada hüküm süren devletler, topraklarında yaşayan insanların dillerini konuşmalarına, mensubu oldukları dinin gerekliliklerini yerine getirmelerine, gelenek ve göreneklerine uygun yaşamalarına mani olmamış, aksine destek olmuşlardır. Devamını Oku ->
Ebru, su üzerine serpiştirilen sıvı boyanın rastgele bezendiği şekillerin ve bu şekillere müdahele edilmesiyle meydana gelen figürlerin kağıda aktarılarak sergilenmesidir. Ebru sanatı geleneksel Türk el sanatlarındandır.
Ebru sanatının hangi tarihten beri bilindiğini bugün kesin olarak söyleyemiyoruz ancak köklerinin 9. ve 10. yüzyıla kadar uzandığı varsayılmaktadır. Bilinen o ki, bu sanat, kağıdın tarih sahnesine girmesiyle gelişmiştir. Devamını Oku ->