5 Ocak 1970 yılında Ordulu bir baba ve Ankaralı bir annenin ilk çocuğu olarak Ankara’da dünyaya geldi. Ortaöğrenimini İzmir Özel Türk Koleji’nde tamamladı. 1989 yılında Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’na girdi. Konservatuvar eğitimi sırasında “William Guskill” ile yaratıcı drama üzerine workshop çalışmalarına katıldı. 1993 yılında mezun oldu. 95-96 sezonunda Diyarbakır Devlet Tiyatrosu’nda müdür vekili olarak görev aldı. Halen Ankara Devlet Tiyatrosu’ndaki görevine devam etmektedir. Devamını Oku ->
Ülkemizde son yılların en popüler dansıdır kolbastı. Özellikle Karadeniz Oyunları’nın açılışında sergilendikten sonra ününü daha da artırmıştır ve Türkiye dışında da tanınır olmuştur bu güzide dans. Trabzon’un Faroz mahallesine ait olan kolbastı artık sadece doğduğu topraklarda değil birçok yerde sevilmekte. Bu popülerlik ile birlikte figürleri ve müziği değişmeye başlayan, remiksler ile tanınmaz hale getirilen kolbastının aslı hakkında bilgiler veren güzel işlerden birini sizlere tanıtmak istiyorum: Uşakların Dansı. Devamını Oku ->
Cani adam, vicdansız anne, kötü baba… Bu ve benzeri cümlelerle dolu programlar… Elinde mikrofonla gezerken görüyor hemen cin muhabirler karısını döven adamları, çocuklarını kilitleyen anneleri… Gerçekmiş gibi yutturmaya çalışıyorlar bizlere. Bu kadar kötü oyunculukları nasıl yutabiliriz? Gülüyoruz… En çok da küçücük yavrucakların bıyık altı gülümseyip rol yapmalarına bayılıyorum. “Babamız bizi buraya kitledi, açız.” derken bile gülümsüyorlar. Arka plandaki ses ise korkutma görevini yerine getirmeye çalışıyor. Peki izleyenleri korkutarak elinize ne geçiyor? Devamını Oku ->
Yıllardır ülkemizdeki ünlü oyuncuları Amerikan yapımlarına yakıştırdık durduk. Ne yazık ki Hollywood’da pek gösteremedi oyuncularımız kendilerini. Kimi küçük kimi ise küçük bile denilemeyecek rollerde oynadı. Yani kısacası yabancı yapımlarda pek fazla şans bulamadık. Belki ileride… Bizden gidenleri konuşuyoruz da hep bize gelenlerden pek bahsetmiyoruz. Gelişen Türk sineması ile birlikte birçok yabancı isim filmlerimizde rol aldı. Hem de öyle küçük isimler değil. Çoğu Oscar almış ya da Oscar’a aday gösterilmiş isimler. Devamını Oku ->
Bir sürü müzik kanalı var güzel ülkemin ekranlarında… Arabesk dinleyenlere de hitap eden kanallar var, pop veya rap dinleyenlere de… Bol çeşit yani. Ekranın çeyreğinde dönen klipler eşliğinde sevişelim, elleşelim mesajları ile yayın yapan kanalları saymıyorum bile. Devşirme kanalları da unutmamak gerek. Number One, Mtv Türkiye… Sözde kaliteli yayınlar yapan bu güzide kanallar günümüz gençlerinin favorisi ve gerçekten çok izleniyorlar. Zaten izlememek mümkün değil. Kafe, bar gibi mekanlarda 7/24 açık bu kanallar… Devamını Oku ->
Denizlili Hayri Dev’in kim olduğu, nasıl yaşadığı ve sanatı hakkında bilgiler veren çok güzel bir belgesel Bağlamam Var Üç Telli. Hayri Dev’in ve yaptığı müziğin tanıtılması açısından bu ve benzeri belgeseller çok önemli. Ülkemizde Hayri Amca’yı tanımayanların sayısı oldukça fazla. Şahsen Hayri Dev’in yurt dışında daha çok tanındığını düşünüyorum. Ülkemizde kimseler bilmezken Fransa’da konserler veriyordu Hayri Amca. Geç kalmış olsak bile Hayri Dev’i ölümsüzleştirecek işler yapılması sevindirici. Devamını Oku ->
Son günlerde rahatsızlığımdan dolayı eve kapanmış bulunmaktayım. Gitar çal, şarkı yazmaya çalış, karala, film izle… Evde vakit geçirmeye çalışıyorum işte. Film izliyorum bol bol. Yerli filmlerden aldığı tadı yabancı filmlerden alamayan bendeniz, iki günde 8 film izledim. Önce komedi filmlerine bakayım dedim. Türkler Çıldırmış Olmalı, Kolpaçino falan sarmadı açıkçası. Sonra döndüm dramaya. 8 film arasında en iyisi Melekler ve Kumarbazlar idi. Basit ama akıcı senaryosu ve iyi oyuncu kadrosu filmi izlenir yapıyor. Zaten Cem DAVRAN varsa kötü bir film olması beklenemez. (Avrupalı hariç.) Devamını Oku ->
Oh be sonunda Lost bitti. Nasıl bitti, niye bitti, öldüler mi, kaldılar mı bilmem. İzlemiyordum ama her sohbette konusu açıldığından epey bir süredir adada yaşadıklarını falan bilmekteydim. Yani benimkisi kulaktan dolma bilgiler. Ne yer ne içerler bilmezdim. Umrumda da değildi. Neden mi? Kalitesiz olduğunu düşündüğümden… Aynı senaryo, aynı kalite ile Türkiye’de çekilseydi yani Türk yapımı olsaydı halkımız bu kadar ilgi gösterir miydi? Bence hayır!
Şu sıralar blog alemi “Lost bitti!”, “Lost Sezon Finali” gibi konularda yazı yazmakta, anketler düzenlemekte… Modaya uyarak ben de bu konuda bir yazı yazayım dedim. İlk kez modaya uyuyorum. Heyecanımı bağışlayın. Devamını Oku ->