Günlerdir konuşulan ve Deniz Baykal’ın inmez dediği tahtından inmesine sebep olan görüntülerin kimler tarafından nasıl bir düzenekle çekildiği ile ilgili son tango oynanmaya başladı.
Görüntüde yer alan ya da yer aldığı iddia edilen Deniz Baykal ile Nesrin Baytok’un görüntülerle ilgili yalanlama yapmaması sadece “komplo kuruldu” şeklinde yaptıkları açıklamalar kamuoyunu derinden etkilemişti. Böyle bir görüntünün içerisindeki eylemde yer almayan birinin derhal çıkıp, görüntülerin kurmaca ve yalan olduğuna dair açıklama yapması beklenirken; Baykal ve Baytok sadece komployu kuranların ortaya çıkarılmasını talep ettiler. Devamını Oku
Kupa finalinde harika oynayan takımımız Trabzonspor, Fenerbahçe’yi 3-1 ile geçerek mutlu sona ulaştı. Bize de Fenerbahçe ile ilgili kupa geyiklerine kaldığımız yerden devam etmek düştü haliyle. 27 yıl önce finalde Mersin İdman Yurdu’nu yenerek bu kupayı kazanmış olan Fenerbahçe kupa hayallerini bir başka bahara bırakarak bizlere de bol bol malzeme vermiş oldu. Geyiklere geçmeden önce maç hakkında bilgiler vereyim biraz: Doksan dakika boyunca üstün oynayan Trabzonumuz, Alex’in attığı golle geriye düştü. Daha sonra takımımızın en kazma oyuncusu Umut ile eşitliği yakaladık. Çok geçmeden Engin Baytar Lugano’yu geçerek Volkan’ın sağından topu ağlara gönderdi. Noktayı Colman uzatmalarda koydu ve bordo mavi gönüller coşkuyla sokaklara döküldü. Devamını Oku
Flaş flaş flaş… Türkiye’nin ilk çıplaklar oteli açılıyor. Türkiye’ye Balkanlar üzerinden girmesi beklenen nudist dalgası turizm sektöründe sevinçle karşılandı. Şimdi haberimizin detaylarına göz atalım: Datça’da bulunan Adaburnu Gölmar Otel ülkemizin ilk yasal çıplaklar oteli olarak hizmet verecek. Otel 175 yatak kapasiteli falan filan… Pazarlama yetkilisi Ahmet Koşar 7 ülkeden turizm acentaları ile anlaşma yaptıklarını, özellikle Fransa, Almanya, Hollanda’dan çok büyük talep olduğunu belirtti. Ayrıca otele Türkiye’den müşteri kabul edilmeyeceğini dile getirdi. İşte benim bu konu hakkında yazı yazmamın sebebi “Otele Türk müşteri alınmayacak.” cümlesine duyduğum öfkedir. Devamını Oku
Geç oldu… Aslında bu yazıyı daha önce yazmalıydım. Zaman olmadı,yan yattı çamura battı,kol bozuktu gibi nedenlerden dolayı bugüne kaldı üniversitemizin yeni uygulaması hakkında sizlerle paylaşmak istediklerim.
Gelelim yeni uygulamaya. Bu uygulama Pamukkale Üniversitesi’nde ikinci öğretim programında eğitim gören öğrencileri kapsamakta. Aslında tamamını da kapsamıyor. Zaten işin en çok can sıkan yanı da bu.
“Nedir bu uygulama?” şeklindeki sorularınızı duyar gibiyim. Tamam söylüyorum artık: “Ahırda ders” uygulamanın adı. Bu uygulamaya göre ikinci öğretim programında eğitim gören öğrenciler çok bir şey öğrenmese de olur. Bu nedenle 60 – 70 kişilik sınıflarda ders görmelerinde bir sakınca yok. Devamını Oku
Nerde? Ne zaman? Nasıl olacağını bilmeden yaşarsın. Ansızın karşısına çıkar. Ne olduğunu kavrayamadığını düşünürsün. Halbuki bilirsin. Anlamaya çalışırken bir şekilde öğrenirsin aşık olduğunu. Sürekli görmek istersin. Ancak,o bile bir yere kadar böyle gider. Bir zaman sonra içinde daha fazla tutamayacağını anlarsın. Uzakken anlayamadıklarını, yaklaşırken anlamaya başlarsın, tüm gerçekliğiyle. Ve kafanda netleşir çelişkiler.
Olurunun olmadığını öğrenirsin. Bildiğin halde bir umutla açarsın yelkenleri – tam yol ileri – dersin. En başta o yola girdin mi? Çıkmakta istemezsin. Devamını Oku
Yurtdışına giden erkek, kadın, öğrenci, eş, dost, akraba kim olursa olsun; sipariş verilecek en önemli iki ürün vardır: Sigara ve alkol. Vergisiz satış mağazalarından mutlaka alınarak yurtdışına gidildiğini tescil ettiren bu ürünler, hediye olarak eşe, dosta verilebilecek en önemli yadigarlardır. Arkadaşlığın, dostluğun güzel bir göstergesidir, bir karton sigara, birkaç şişe içki…
“Senin için getirdim, X ülkeden”, “sana aldım bu viskiyi, değerini bil ha…”
Öğrenci milleti olarak biraz para biriktirince ayda yılda bir, genellikle de “40 yılda birlik” zaman dilimine denk gelen yurtdışı seyahatlerinde gitmeden önce siparişlerin paraları toplanır. Devamını Oku
Derse pek gitmeyen,gittiğinde de sıkılan bir insanımdır.Bilen bilir… Fakat güzide üniversitemizde ilk kez sıkılmadığım bir ders geçirdim. Bu dersi eminim merak ediyorsunuz.
Söyleyeyim: Yazma eğitimi. Ne mi yaptık da eğlendik? Şiir yazdık.
İstasyon tekniğini kullanarak tüm sınıfın ortak ürünü olan 4 farklı şiir yarattık.Belki bazı cümleler konuya uymadı ya da düşük oldu ama önemli olan ortaya birlikte bir şeyler çıkarmaktı.Şiirleri değerli kılan da birlikte emek verilmesi… Ayrıca çok da eğlenceliydi.Şiirleri okuyunca bana hak vereceksiniz.
Devamını Oku
Bu sefer ki yazımda Erasmus hikayeme ara veriyorum. Tabi ilerleyen haftalarda devam etmek üzere…
Bazen hayatta öyle zamanlar gelir ki kendi nefesimizde boğulacak gibi hissederiz kendimizi. Peki,hangi zamanlar? Üzüldüğümüz zamanlar olabilir mi? Birkaç örnek verelim… Çok iyi not beklediğimiz bir dersten düşük not alınca,en yakın arkadaşımız bize yalan söylediğinde ve bunu öğrendiğimizde,sevdiğimiz insandan sevilmediğimizi duyduğumuzda… Bir noktayı atlıyoruz üzüldüğümüz zamanlarda genelde,bize zor gelen bu anlardan daha zor anlar var hayatta… Örneğin, bizi çok sevdiğini bildiğimiz insanları kaybetmek… İşte o zaman nefes almak bile zor gelir insana.. Devamını Oku
Geçenlerde takip ettiğim blog sitelerini gezerken Fatih Ekrem Hoca’nın bloğunda “Nedir Bu Öğretmen Düşmanlığı?” isimli yazısına denk geldim. Yazıyı okuduktan sonra benim de bir şeyler söylemem gerektiğini hissettim ve bu konu hakkında bir yazı yazmaya karar verdim.
Son zamanlarda bazı kendini bilmez sanal delikanlılar forum sitelerinde öğretmenlerimize çeşitli ithamlarda bulunmaktalar. Örnek verecek olursak: “Böyle kutsal meslek para ile mi yapılır?” , “Yatarak para kazanıyorlar.” , “Beleşçiler!” gibi… Gugıl’a “Öğretmenler ne iş yapar?” yazarak bu hakaretlerin kat kat fazlasını görebilirsiniz. Devamını Oku
Yediden yetmişe herkesi meraklandıran ve medyamızın manşetlerinden düşmeyen bir konuydu domuz gribi. Her gün hastalık, ölüm vb. haberleri izledik, okuduk, gördük, duyduk… Öyle abartıldı ki kalp krizi geçiren hastalara bile gripten öldü denildi. Şüphe, korku hızla yayıldı.
Peki ne oldu da aniden gündemden düştü domuz gribi? Kozmik oda, balyoz muhabbetleri daha mı ağır bastı? Hayır! Gündemin o zaman değişmesi gerekiyordu ve medya gazıyla gündem rahatlıkla değiştirildi. Bu gündem değişikliğinde zamlar yapılmıştır, açılımın, saçılımın medyadaki yankısı azaltılmıştır ve daha bir sürü benzer şey… Devamını Oku