nuManaGa.com

Çakıl Taşı

Bazen olur öyle, aklına bir cümle takılır bütün gece uykuyla dalaşıp yaktığın sigaranın dumanında kaybolup gidersin. Kaybolup gitmek güzel bir eylemdir sahiciyse eğer. Sahici bir hikayen varsa kaybolabilirsin zaten. Ve her kayboluşta kaybettiklerinin izlerini sürer kalbin ile zihnin yan yana; fakat bağımsız bir biçimde. Bir cümledir tüm bunlara sebep. (Devamını Oku)

Artık Siyaset Konuşmak Gereksiz

Gereksiz efendim. Ne gerek var? Hem milli iradeye saygı lütfen. Hayır beş ay önce milli iradeye saygı göstermek olmazdı. Şaşırdı orada halkımız. Şimdi gösterin saygıyı, daha çok gösterin, hep gösterin.

Haziran seçimlerinde değişen tabloya saygı gösterildi mi? Hayır! Medya ve yine medya ve hatta hep medya bir güzel selamet oyunu tezgahladılar ki inanın her haber bültenimiz bir Oscar Ödülü alabilecek seviyedeydi. Tabii ki en iyi kurgu kategorisinde. (Devamını Oku)

Bir Büyük Eğlence Hikayesi

İki bin on beşin en güzel günlerini yaşıyorum yüzünü kışa veren ve soluk soluk bakan doğa anaya inat. Herkesin sendromunu sık sık dile getirdiği pazartesi gününü öyle ihya ediyorum ki pazartesi pazartesi olalı böyle eğlence görmemiştir. Resmen bu sevimsiz güne cumartesi yahut yerine göre pazar muamelesi yapıyorum. Erkenden kalkıp Sekapark’ta denizin üzerine konuşlanmış duman kokusunu ciğerlerime dolduruyorum. Gazetelerimi okuyup bir yürüyüşe başlıyorum. (Devamını Oku)

Başlıyoruz!

Evet evet yeniden başlıyoruz. Uzun zamandır yazamadık bu güzide sayfaya. Oysa burası büyütmüştür bu faninin kalemini. Yazarak büyür insan ve yazarak çoğalır. Yeniden çoğalacağız demektir bu. Gezdik, gördük, okuduk, yedik, inceledik, nice dert edinip nice dermandan geçtik, insan tanıdık, insan tanıyamadık, sevdik, baktık, unuttuk, eğlendik, müzikler dinledik, bağlama çaldık, dörtlükler yazdık, öyküler kurduk…. (Devamını Oku)

Zamanında…

Dünyanın en korkunç ama en korkunç kelimesidir “zamanında”. Zamanında… Zamanında… Bu kelimenin yere sermeyeceği cümle yok. Herhangi bir tümcenin başına gelmesi yeterli. Tek hamlede yakıp yıkıyor, yıkıp geçiyor. Acıması da yok. Zaten içinde zaman geçen neyin acıması var ki? Tak!.. Tok bir ses titreyip düşüyor zihinlere. (Devamını Oku)

Türkiye Siyasetine Dair

Ülkemiz bir seçimi daha geride bıraktı ve seneler sonra yeniden koalisyon hükümeti gündeme geldi. Başladık hemen atmaya “Vay efendim, koalisyonlardan ne hayır gördük ki bu zamana kadar?..” falan filan demeye. Bir dur hele hemşerim! Koalisyon hükümetlerini görmemiş bir neslin çocukları bile geçmişten dem vurarak sosyal ağlardaki boş cümlelere yenilerini eklemekteler. Oysa ne güzel olur geçmişi devamlı ısıtarak sofraya koymasak. Olur mu?  (Devamını Oku)

Asansör

Söylenecek çok söz yok aslında… Ölen öldü kalan sağlar bizimdir… Söylenecek çok şey yok aslında… Bu işin fıtratında var. Söylenecek çok söz yok aslında… Güvenllikte problem yoktu, kabahat işçilerin. Söylenecek çok söz yok aslında… Ben de aynı yerden geçtim, bana bir şey olmadı. Demek ki kabahat işçilerin. Söylenecek çok söz yok aslında… Bir ayda 190 kişi iş kazalarında hayata veda etti. Söylenecek çok söz yok aslında… Boğulan var diye deniz mi kapatılır? (Devamını Oku)

Sel Ayı

Bir yaz mevsimini daha arkamızda bırakıp sonbahara yürüdük. Eylül ansızın indirdi yağmurlarını. Şemsiyelerimizi tatile göndermiştik, avuçlarımız boştu. Islandı saçlarımız,  omuzlarımız… Rahmet dedik, üzülmedik. Sadece biz değil, sokaklar da ıslandı. Sonra olan oldu, taşkınlar başladı. İnsanlarımız sulara kapılıp canlarını yitirdi yahut yaralandı. Ve biz televizyonlarımızda yine aynı cümleleri işittik: “Son elli yılın en şiddetli yağmuru yağdı!” Yalan baba malı olmayınca atılıyor işte pervasızca. (Devamını Oku)