Vatansız mahlukatın kalleşçe saldırıları yüreklerimizde derin yaralar açıyor. Binlerce anne, baba evladının yolunu gözlüyor, iyi haberlerini almaya çalışıyor… Peki bir ses duyabilmek için beklemek nedir bilir misiniz? Dakikalar geçmez olur, akrep ile yelkovan küsmüş gibi dönmezler bir milim ileri, zaman asırdır o an… Peki ya o sesi duyamayanlar sizden iyi bir haber için yardım istese ne yaparsınız? Elinizin kolunuzun baÄŸlı olduÄŸu bir durumda ve onlarca kötü haberin ortasında kalsanız nasıl çıkarsınız bu cendereden? Çıkamazsınız! Bir o yana bir bu yana boÅŸ boÅŸ koÅŸuÅŸtursunuz…
 Yılmaz Özdil, “Ekrem AÄŸabey” adlı yazısında bu yukarıda anlattıklarımın ne kadar zor durumlar doÄŸurduÄŸunu ve hatta utandırdığını en iyi ÅŸekilde anlatıyor. Yılmaz Özdil’in bu yazısını okurken gözlerim dolu dolu oldu ve bir kere daha anladım; askerde evlatlar varken uyumak, çatışma haberlerini televizyonlardan izleyip yüreÄŸin yangınını hafifletmek, ÅŸehit haberi vermek, almak kolay deÄŸil. BoÄŸazım düğüm düğüm… Btirdin beni Yılmaz AÄŸabey!
 İşte Yılmaz Özdil’in “Ekrem AÄŸabey” adlı yazısı:
 Saat 10 civarı falan… Telefon…Â
“Yılmaz?”Â
“Evet?”Â
“Ekrem ben… İzmir’den.”Â
“Vaay, aÄŸabey hayırdır?”Â
Aynı muhitin çocuÄŸuyuz. KardeÅŸi, üniversiteden arkadaşım. Ekrem aÄŸabey, bizden 7-8 yaÅŸ büyük… Hayli oldu, görüşmeyeli.Â
“Şırnak’ta 5 şehit varmış.”Â
Gazeteciyiz ya…Â
“Maalesef aÄŸabey, mayın.”Â
Sesi kırılıyor aniden.Â
“Tolga orada…”Â
OÄŸlu.Â
AÄŸlıyor kapı gibi adam… Belli ki o ana kadar zor tutmuÅŸ kendini, boÅŸalıyor, aÄŸlıyor…Â
“Var mı şehitlerin arasında ismi?”Â
Çok soru duydum da… Bu kadar ağırı…Â
Gırtlağım düğüm.Â
Tolga…Â
Gözümün önüne geliyor hergele.Â
Okumuyordu kız peÅŸinde koÅŸmaktan, hatırlıyorum… Demek asker, Şırnak’ta.
Baba İzmir’de.Â
Ben çaresiz.Â
Geveliyorum, saçma sapan, ”bilmiyorum aÄŸabey, henüz isimler açıklanmadı, sen saÄŸlam dur,o yoktur inÅŸallah.”Â
Diyorum ama… Utanıyorum verdiÄŸim cevaptan aslında… Bu kadar arsız bir temenni olabilir mi? Tolga deÄŸilse, Hasan, Hasan deÄŸilse, Murat… İlla ki, bir babanın evladı… İlla ki, bir ananın kuzusu… ”İnÅŸallah seninki deÄŸildir” denebilir mi? Diyorum.
Yerin dibine geçerek…Â
“Öğrenirsen, arar mısın?” diyor.Â
Biraz daha saçmalıyorum… Kapatıyoruz.
![]()
Sigarayı bırakmam mümkün değil.
![]()
Saldırıyorum hemen, oraya buraya. Yok. İsim yok. Bir yandan da, düşünmek istemediÄŸim durumu, düşünüyorum… Ya Tolga’ysa… Ne diyeceÄŸim yani, telefon açıp? Ne diyor acaba, ÅŸehit ailelerinin kapısını çalan komutanları? Kaç bin defa yaÅŸadılar bu durumu…Â
“VuruÅŸmak daha kolay, inan” demiÅŸti bir subay bana, “analar, o haberi duyunca, öyle birbakar ki sana, o gözleri ömrünün sonuna kadar unutamazsın…”Â
Hiç anlamamışım ne demek istediÄŸini, bu ana kadar… Öküz gibi dinlemiÅŸim meÄŸer.
![]()
Saat 12.45…Â
Åžehit sayısı, 6′ya çıktı.Â
Saat 13.33…Â
Anadolu Ajansı duyurdu. BaÅŸbakan, “5″ askerimizin ÅŸehit olması nedeniyle Genelkurmay BaÅŸkanı’na baÅŸsaÄŸlığı mesajı göndermiÅŸ.
Åžehit 6… BaÅŸsaÄŸlığı 5.Â
Evlatlarımızın öldürülme hızına bile yetiÅŸemiyorlar… İsimler hâlâ yok.Â
Bir umut, haber kanallarını zaplıyorum…Â
Cannes film festivali var, bir tanesinde.Â
Öbürü, borsanın hacmini anlatıyor.Â
Saat 13.55… 14.07… 14.23…Â
Çalmasın diye dua ediyorum. Çalıyor.Â
Bu sefer yenge.Â
Baba atmış kendini sokaÄŸa, dayanamamış beklemeye. Ana yüreÄŸi sarılmış telefona.Â
“Var mı?”Â
Nasıl çıktı aÄŸzımdan, bilmiyorum…Â
“Yok abla, ben de tam sizi arayacaktım, şükür ki yok, isimler hep baÅŸka.”Â
Bir çığlık ki, anlatamam.
![]()
Ekrana oturuyorum…Â
Parmaklarım hiç olmadığı kadar dermansız, tuşlar hiç olmadığı kadar ağır.
Gözüm televizyonda… Hayat, lay lay lom arkadaÅŸlara… Hiçbir ÅŸey olmamış gibi.
Umursamaz. İlgisiz… NeÅŸeli hatta.Â
İsimlerden ses seda yok. Tek bildiÄŸimiz, 6 koçumuz daha düştü. Rakamdan ibaret…
Kaç bin baba bekliyor acaba ÅŸu anda? Kaç bin ana? EÅŸ, niÅŸanlı, sevgili? Böylesine bir utançla yazı yazmadım bugüne kadar…
Aklım yalanımda… Kulağımda çığlık.
![]()
Ve, saat 15.05… Tolga yok, Vedat var.Â
Vedat DayıoÄŸlu, Antalya.Â
Bayram Bolat, Konya.Â
Atıf Günkan, NiÄŸde.Â
Bekir Çakır, Adana.Â
Mahir Yıldırım, Aydın.Â
Samet KırbaÅŸ, İstanbul.Â
Kulağımda çığlık.”
 Şimdi beni daha iyi anlıyorsunuz değil mi?
"Bitirdin Beni Yılmaz Ağabey" adlı yazı 20 Ağustos 2011 tarihinde saat 04:19 sularında "nuManaGa'dan" kategorisinde yayınlanmıştır. Bugün 336 kere okunmuştur. Ayrıca
henüz yorum yapılmamıştır. Aşağıdaki formu kullanarak yorum yapabilirsiniz.