nuManaGa.com

Acıyla Mutlu Olmak

  Rakının yanında en iyi giden meze muhabbettir. Bulunduğum sofralarda pilaki, balık, et değil de hep muhabbet aramışımdır. Bazen bulmuşumdur fakat bazen elmaya, ete veya balığa mahkum olmuşumdur. Sohbeti bulduğum masalarda gözlemlediğim ve tanıklık ettiğim birçok şey var. İnsanlar, acılar, mutluluklar, sevdalar… Bu mevzular üzerine içilir, konuşulur genellikle fakat en çok acıtan şeylerden, kalp ağrılarından bahsedilir.

  Gönül derdi olunca duymadığınız şey kalmaz. Aşktan ölenler, kesenler, ağlayanlar, dalanlar… Bir de mutlu olanlar var gönül derdi ile. “Nasıl oluyor yahu?” dediğinizi duyar gibiyim. İlahi aşktan bahsetmiyorum. Yar denilen, sevda duyulan kaşı, gözü olan bir beşer. Mesele ne güzellik ne de yaşananlar. Meselenin aslı çok sevmek. Öyle lafta değil harbiden sevmek.

  Muhabbet anlamadığım bir şekilde hep bu konuya geliyor. Dedik ya hani kalp ağrısı, işte ona. Keyiften yahut kederden içmek fark etmiyor. Sohbet mutlaka bu şeride kayıyor. Fena da olmuyor hani. İnsan konuşmak, açmak, yad etmek istiyor. Ve açılıyor konu… Tokuşturuluyor bardaklar, yudumlanıyor rakılar ve yüreklerin en gizli, en değerli köşelerinden gelen cümleler dökülmeye başlıyor dudaklardan. İsim zikredilmiyor. Zaten gerek de yok, bilen biliyor. Rakılar yudumlanırken, diller konuşurken yüzlerde acı var sanmayın. Öyle tatlı bir tebessüm oturuyor ki dudakların kenarına… Gözler bile gülüyor dudaklardan cümleler dökülürken… Öyle heyecanlı anlatıyor ki derdi olan, pür dikkat kesiliyor herkes ve bazen öyle şeyler işitiyor ki kulaklar “Yazık değil mi be!” demekten kendini alamıyor insan. Teselliler, telkinler peşi sıra geliyor. Her sofra kuruşumuzda aynı konuya aynı teselliler… Sanki ilk kez dinliyormuşuz gibi tepkiler veriyoruz. Oysa milyon kere dinledik biz bu mevzuyu, milyon kere aynı tesellileri verdik… Olsun. Mevzu her açıldığında keder, gam değil mutluluk oturuyor bizimle sofralarımıza.

  Sanmayın ki her aşk acısı, kalp ağrısı adama keder yükler. Öyleleri var ki dokundukça, açtıkça mutlu ediyor insanı. Dudaklardaki gülümseme, gözlerdeki ışık, heyecandan titreyen ses… İşte acıyla mutlu olanların hikayesi…

YAZIYI BEĞENDİN Mİ? DURMA PAYLAŞ!
Etiketler: , , , , , ,
  1. Zivella diyor ki:

    Güzel hikaye, birde galata kulesi ile kız kulesinin aşkını okuyun arkadaşlar oda çok güzel hikaye…

  2. Bay Klavye diyor ki:

    Bu kadar güzel bir yazı…Ellerine sağlık, hislerimize tercüman olmuşsun yine :)

Bir Yorum Yazın

Önceki yazıyı okuyun:
Erdal Beşikçioğlu
Erdal Beşikçioğlu

  5 Ocak 1970 yılında Ordulu bir baba ve Ankaralı bir annenin ilk çocuğu olarak Ankara'da dünyaya geldi. Ortaöğrenimini İzmir...

Kapat