nuManaGa.com

Yazdan Kalma Bir Günde Akyaka’daydık…

Yaz saati uygulamasının hayata geçirildiği ilk anlarda bir organizasyon tertiplemek zor olsa gerek. Örneklerini geçmişte de çok yaşadım oradan biliyorum. Organizasyona katılan herkesi tek tek uyarmak, “saatinizi ileri almayı unutmayın” demek zor iş. Hele bir de katılımcı listesi kalabalıksa…

Saatimi bir saat ileri aldıktan sonra; eski saatle 5, yeni yaz saatiyle saatler 6’yı gösterirken evden çıkmış bulundum.  Mustafa’yı almak üzere uğradığım Bornova’da daha gün başlamamıştı. Son hazırlıklar ve kahvaltılık bir şeyler alma telaşıyla 7’yi bulduk. Otoyol yeni bir günün dinamizmine kendini alıştırmaya çalışırken 2 saat sürmesini umduğumuz yolculuğumuz bir şeyler atıştırarak kendiliğinden başlamıştı. (Devamını Oku)

PAÜ Eğitim Fakültesi Tanıtım Filmi

Öncelikle bu yazının sizleri yeni bir şeyden haberdar etmediğini söylemeliyim. Geçen yıl bu zamanlarda çektiğimiz tanıtım filmimizi paylaşmak ve de bu sayfa vasıtası ile ölümsüzleştirmek istiyorum. Çok kaliteli bir iş olduğunu da en baştan belirtmeliyim. Bunu çekim ekibinde bulunduğum için söylemiyorum arkadaşlar. :) Gerçekten ekibimiz çok çalışmıştı bu film için…

Kamera,şaryo,steadicam… Ekipmanlar ve de içimizdeki heyecan bize güzel bir iş çıkarmak için yetiyordu. (Devamını Oku)

Attila İlhan “Tutuklunun Günlüğü”

“Kitap Tanıtımı” adlı kategoride sizlere beğendiğim kitaplar hakkında bilgi vermeye devam ediyorum ve de edeceğim. Bu yazımda Attila İlhan’a ait olan çok güzel bir kitabı tanıtmaya çalışacağım.

“Tutuklunun Günlüğü’nde Attila İlhan, klasik Türk şiirinin sesini, havasını yeni, çağdaş ve toplumsal bir içerikle doldurarak yeniden kuruyor. Her şiirde darberlerin yaraları, bunalımı, acıları, dehşeti sızmış, simgesel, derin şiirler…”

Yukarıdaki tanım kitabın arka kapağında bulunmakta. Eser böyle özetlenmiş. Eseri okuyan biri olarak sizlere daha özel bilgiler vermek istiyorum. (Devamını Oku)

Özel ve Resmi Mektuplar

Bir süre önce yaptığım bir sunum için hazırlamıştım bu bilgileri. Sizlerle paylaşmak istedim. Umarım yararlı olur.

Bu yazımda mektup türlerinden başlıkta gördüğünüz ikisini ve de  bu iki türe ait örnekleri bulabilirsiniz. Mektup örnekleri Prof.Dr. Şerif Aktaş ve Doç.Dr. Osman Gündüz’ün hazırladığı “Yazılı ve Sözlü Anlatım” adlı kitaptan alınmıştır. Aklınıza takılan bir şey olursa lütfen yorum yazarak belirtin. (Devamını Oku)

Bye Bye Türkçe

 Oktay Sinanoğlu’nu tanımayan yoktur. Bahsettiğim kitap bu değerli bilim adamına ait. Samimi davranışları,dürüstlüğü ve güzel dilimizi dünya dillerine karşı savunuşu onu sevmemiz ve takdir etmemiz için yeterli diye düşünüyorum.

 Gelelim bu değerli insanın yazdığı “Bye Bye Türkçe – Bir Nev-York Rüyası” adlı kitaba. Kitapta dilimizin ne kadar güçlü bir dil olduğu,nelerin dilimize zarar verdiği,dış mihrakların oyunları,teknolojinin dile etkisi gibi konulara yer verilmiş. Yabancı dilde eğitimin zararları,eğitimimizin kalitesiz oluşu ve bunlar gibi sayabileceğimiz birçok başlık eserin içeriğini oluşturmakta. (Devamını Oku)

TDK’ye İyi Not Verdim

Benim iyi not vermemin Türk Dil Kurumu’nun umrunda olmadığını çok iyi biliyorum. :) “Ne notu bu?” diyorsunuz değil mi? Başlıyorum…

Mevzu güzel dilimiz olunca oldukça hassasımdır. Bazı yabancı kelimeleri Türkçe karşılıkları ile yazmadığım doğru.Saçmalamamak için kimi kelimeleri orijinal yazılışları ile kullanmaktayım.Keşke herkes sadece birkaç kelimeyi yanlış yazsa,kullansa,okusa…

Şimdi gelelim Türk Dil Kurumu’na neden not verme gereği duyduğuma.Aslında not vermek işin esprisi. (Devamını Oku)

Mektup Nedir? Nasıl Yazılır?

Mektup, uzakta bulunan herhangi bir dosta, yakına veya kamu kuruluşlarına gönderilen ya da kamu kuruluşları arasında haberleşmeyi sağlayan bir yazı türüdür.

Mektup yazarken dikkat edilmesi gerekenler:

Mektup yazarken kullanacağımız kağıt ve zarf temiz olmalıdır.

Mektuptaki hitap,göndereceğimiz kişi ya da kurum göz önünde bulundurularak seçilmelidir: “Canım Annem”,”Sayın Murat Bey” vb. (Devamını Oku)

Platonik Denizi

Nerde? Ne zaman? Nasıl olacağını bilmeden yaşarsın. Ansızın karşısına çıkar. Ne olduğunu kavrayamadığını düşünürsün. Halbuki bilirsin. Anlamaya çalışırken bir şekilde öğrenirsin aşık olduğunu. Sürekli görmek istersin. Ancak,o bile bir yere kadar böyle gider. Bir zaman sonra içinde daha fazla tutamayacağını anlarsın. Uzakken anlayamadıklarını, yaklaşırken anlamaya başlarsın, tüm gerçekliğiyle. Ve kafanda netleşir çelişkiler.

Olurunun olmadığını öğrenirsin. Bildiğin halde bir umutla açarsın yelkenleri – tam yol ileri – dersin. En başta o yola girdin mi? Çıkmakta istemezsin. (Devamını Oku)

12